Yoğun iş güçten arda kalan zamanlarda okuduklarımızı, gezdiklerimizi, izlediklerimizi, öğle tatilinde iş arkadaşımızla içtiğimiz kahveyi sosyal medyada belgelemeyi yanımıza kar sayabildiğimiz “kusursuz” bir düzenin içindeyiz. Mutluluklarımızı küçüklükten beri iki sorumluluk arasındaki teneffüse sıkıştırmaya alışmışız. Ta ki cuma günü son mesaiyi bitirip çıktıktan sonra, tüm hafta kafamızı kurcalamış “N’apıyorum lan ben?” sorusunu kendimize sorana kadar. Kendi hayatımıza yabancılaşma, sonrasında gelen farkındalık ve farkındalığın yarattığı huzursuzluğu gidermek için arkadaşlarla içilen hafta sonu biraları… Ardından tekrar hoş geldin Pazartesi.

Bu cümlelerin bittiği yerde, Arjantinli illüstratör Al Margen‘in satirik çalışmaları başlıyor. Bir altın tepside “kusursuz” gibi sunulan düzeni eleştiren Al Margen’in çizimleri isyan çığlıkları gibi ve kulakları sağır edercesine rahatsız edici. Zaten sanatçının amacı da tam olarak bu. Kendi çalışmaları için söylediği sözler her şeyi açıklar nitelikte: Onlar, sıkıntı, uyumsuzluk ve öfkenin çocukları. Aynı zamanda bilinçaltının çöpleri. Rahatsız etmek için doğdular ve bu yüzden kusurlu olanı gösteriyorlar.

h/t: freeyork

Başka N’olmuş: İspanyol sanatçının gizemli illüstrasyonları: “Su Kadınları”