Eskiyen şeyleri çöp kutusuna yollayarak yenisini tüketmeye başlamak insan doğasına ne kadar uygun? Böyle yaparak, şimdilerde savaştığımız bir çok psikolojik sıkıntıya zemin hazırlıyor olabilir miyiz? Bir insanın tüketime bu denli alışması, kaçınılmaz olarak, tüketim sırasını bir noktada kendisine getirecek.

Tüketimin en gözle görülür ve toplumsal hali, etrafımızdaki yapılar. Sürekli bir şeyler yıkılıyor ve yerlerine yenileri yapılıyor. Dönüşüme dair kafa yorulmadan yalnızca tüketiliyor. Amerikalı sanatçı Phillip K. Smith III‘nin projesi ise bu anlattıklarımızın tersine doğru bir yolculuk yapıyor ve üretim adına hepimize ilham veriyor. Zira sanatçı, yetmiş yıldır Joshua Ağacı Çölü’nde bulunan eski bir kulübeyi sıra dışı bir şekilde dönüştürmüş.

Kulübenin yıpranmış ahşap parçaları arasına aynalar yerleştirip, kapı ve pencerelerine LED paneller ekleyen Smith, çöl manzarasının kulübeye yansıtarak fantastik bir manzara yaratmış. Sanatçının “Lucid Stead” adını verdiği bu proje, gücünü doğanın en büyüleyici konularından biri olan ışıktan alıyor. Phillip K. Smith III’ye göre bu proje, “değişimin hızına” ve “yerin sessizliğine karşılık vermeye” dair bir çalışma.

h/t: beautifuldecay

Başka N’olmuş: İnsan bedeninin doğayla derin bağını bu pozlarıyla sergiliyor