İletişimi yalnızca konuşmaya indirgediğimizde, bizi çevreleyen her şeyle kurduğumuz ilişki tatsız ve kuru oluyor. Biz, “çok gelişmiş insan evlatları”, dünyanın “konuşamayan” kısmıyla aramıza bir sınır çiziyoruz. Bu yüzden konuşamayanı anlamaya, konuşulmayanı okumaya çaba harcamak da yersiz geliyor. Ama aslında bir bakışla, bir duruşla, bir dokunuşla ve hatta bunların hiçbiri olmadan da birbirimize bir şeyler söylüyoruz.

Fotoğrafçı Dylan Hamm, “İnsanlar, farkında olduklarından daha fazla şeyi suratlarına yansıtıyor.” diyor. Ardından bizi, insan yüzüne yansıyan bu sinyalleri okumaya davet ediyor. “Çıplak Yüzler”, aynı kişilerin iki ayrı portresini yan yana getiren bir fotoğraf serisi. Özneler, bu fotoğraflardan birinde giyinik, diğerindeyse çıplak haldeler. Fakat biz onların vücudunu göremiyoruz. Yine de yüzlerindeki değişim çıplaklıklarını bir nevi “ele veriyor”.

Bazen havaya kalkan bir kaş, bazen anlamlı bir tebessüm, kimi zamansa hafifçe eğilen bir baş, fotoğrafçının “Bilincinde olmadan, ne seviyede sözsüz yüz ifadeleri sergiliyoruz?” sorusuna yanıt veriyor. Fakat Dylan Hamm’a göre bu çalışma “sorulara yanıt vermek”ten öte “devam eden bir keşif süreci”. Sahiden de “Çıplak Yüzler”, insan iletişimine dair ortaya koyduklarının yanı sıra, çıplaklık algımıza ve yerleşmiş toplumsal cinsiyet rollerine dair çarpıcı keşifler sunuyor.

Dile dökülmeyenleri de anlamaya vesile olması dileğiyle…

h/t: mymodernmet, dylanhamm

Başka N’olmuş: Çıplak çalışan da var ayakta yazan da: Büyük yazarların tuhaf yazma alışkanlıkları