[sponsorlu]

Çok sevdiğimiz bir romanın yazılış hikayesini dinlemenin ya da bir filmin kamera arkasını görmenin yarattığı tuhaf bir haz vardır. İnsan bazen aynı hazzı, ezbere bildiği tarihsel olayların perde arkasını öğrendiğinde de yaşar. Çünkü en gerçek, en samimi anlar bazen tarih kitaplarının dışında kalır. Cumhuriyet tarihi de böyle anlarla, göz dolduran insan hikayeleriyle dolu. İşte yakın tarihimizden, daha önce muhtemelen duymadığınız hikayeler…

Türkiye’nin ilk seyyar sergisi: Karadeniz Vapuru

Bundan 90 yıl önce, Türkiye’yi yurt dışında tanıtmak için, bugünün popüler pazarlama tekniklerinden birinin kullanıldığını biliyor muydunuz? Roadshow olarak da bildiğimiz ve genellikle bir tırla yola çıkıp hedef kitleye doğrudan ulaşmayı amaçlayan bu teknik 1926’da yerel sanayi mallarının tanıtımında kullanıldı.

Cumhuriyet kurulalı henüz üç yıl olmuştu ve imkanlar hayli kısıtlıydı. Hal böyle olunca kıt kanaat bütçelerle mümkün kılınabilecek bir tanıtım fikri ortaya çıktı: “Neden seyyar bir sergi yapmayalım?” Sergi için Seyr-i Sefain’den tahsis edilen Karadeniz Vapuru, ülkeye dair sanatsal ve kültürel ögelerle dolduruldu. Kütahya çinileri,  halılar, el yapımı laledanlar, çeşmi bülbüller, Hacı Bekir lokumu, hatta doldurulmuş bir tiftik keçisi… Riyaset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası da vapurdaki yerini aldı ve 1926’da Karadeniz Vapuru seyrine başladı.

Logosunda haberci Yunan tanrısı Hermes’i taşıyan Karadeniz Vapuru, tam 86 gün Avrupa’yı dolaştı. Barselona’da üç günde 11 bin kişi vapuru ziyaret etti. Leningrad’da ise bir günde 9000 kişi… Vapur Hollanda’ya demir attığında, Vondelpark’ta Riyaset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası için bir sahne hazırlandı ve orkestra burada 6 eser çaldı. Bu sırada konseri 8000 kişi dinliyordu…

Çanakkale cephesinde “Carmen” operası 

Sizce “Carmen” operasının Cumhuriyet tarihinde nasıl bir yeri olabilir? Gazeteci Ali Canip Yöntem anlatıyor: Olay Çanakkale Savaşı sırasında Cesaret Tepesi’nde yaşanır. Cephede askerler öğle yemeğini yerken Mustafa Kemal bandoya “Carmen” operasından parçalar çaldırmaktadır. Anlatılana göre bu müzik, kuvvetli bir savaş tekniği gibi işe yarar ve İngilizleri feci şekilde kışkırtır. Peki neden “Carmen”?

Mustafa Kemal, 1913’te Bulgaristan, Sofya’da askeri ateşe iken izler “Carmen”i. Büyükelçi Ali Fethi Okyar’la birlikte oyunu görmek için üç hafta boyunca bilet aramışlardır. Nihayet bilet bulup da oyunu gördüklerinde Mustafa Kemal’in morali hayli bozulur. Öyle ki temsil dönüşü otelde uykusu kaçan Mustafa Kemal, gecenin bir yarısında kalkıp Bulgaristan Eğitim komitesi üyesi Şakir Zümre’nin kapısını çalar. Bulgaristan’da gördüğü opera binası, ustalıkla sergilenen bu eser, kostümler ve oyunculuklar Mustafa Kemal’i hem şaşırtmış hem de üzmüştür. Uykusunu kaçıran “Bu medeniyete biz ne zaman erişeceğiz? Bizim de bir gün operamız olacak mı?” tasasıdır. Belli ki Mustafa Kemal’in cephede bandoya çaldırdığı Carmen, ta derinlerde başka bir idealin yansımasıdır.

“Orda bir köy var uzakta…”

Orda bir köy var, uzakta,

O köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de, tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür.

Tohumu 1926’da atılan Köy Enstitüleri 1936’da açılmaya başlar. Köy Enstitüleri’nin mimarlarından İsmail Hakkı Tonguç proje kapsamında 9 binden fazla köyü gezer. Yer yer at ya da eşek sırtında, yer yer arabayla, kimi zamansa yaya… 1940’da proje, Köy Enstitüleri adını alır.

Tonguç, yıllar sonra Kastamonu, Gölköy Enstitüsü’ne bir ziyaret düzenler. Yanına mimar Asım Mutlu, Şair Ahmet Kutsi Tecer ve Ceyhun Atıf Kansu’yu da alır. Beraber, yol üzerindeki köylere uğraya uğraya yol alırlar ve en sonunda Gölköy Enstitüsü’ne varırlar. İşte o yolculuk sırasında karşılarına çıkan köylerin etkisiyle Ahmet Kutsi Tecer “Orda Bir Köy Var Uzakta” şiirini yazar. O dizeler daha sonra, nakaratını çoğumuzun ezbere bildiği bir şarkının sözleri olacaktır.

Cumhuriyet tarihinin bu çarpıcı ve duygu dozu yüksek hikayeleri 2016’dan beri tek kişilik bir müzikal belgesel olarak sahneleniyor: “Orada Duruverseydi Zaman”. Gösteride, uzun yıllar TRT’de sunuculuk yapmış sanatçı Pınar Ayhan, size etkisinden uzun süre çıkamayacağınız bir zaman yolculuğu sunuyor. Aşka, mücadeleye, imkansıza ve mümkünlere dair pek çok öykü… Hem tanıdık simalar hem de daha önce duymadığınız isimsiz kahramanlar bu gösteride.

Karadeniz Vapuru’nun yolculuğundan en tatlı, en romantik anlar; Çanakkale Savaşı’ndan bilmediğiniz insan hikayeleri; Anzak askerlerini savaşa götüren olaylar; sınırları zorlayan Özsoy Operası’nın çılgın hikayesi; Köy Enstitüleri serüvenine dair daha önce hiçbir yerde duymadığınız ayrıntılar… “Fakat ne kadar az şey biliyoruz geçmişimizle ilgili…” dedirtecek bu müzikal belgeselle ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz: Orada Duruverseydi Zaman, InstagramFacebook