Okulda, işte, evde bambaşka insanlar oluveriyoruz, ya da olmak zorunda kalıyoruz. Askerlik arkadaşının yanında başka, liseden arkadaşının yanında başka… Farklı farklı insanlar olmak zorunda kalmak sosyal yaşamın bir handikabı belki de. Ama olduğunuz, değiştiğiniz şeyden mutlu olduğunuz sürece de bu geçişler insana haz veriyor.

Sosyal medya kontrolden çıktı çıkalı birbirinden farklı tüm “ben”ler birbirine karışıyor. Özelimize dair algımız çoktan değişmiş durumda. Neyi kendimize saklamak istediğimize bile karar veremiyoruz. İnternet bizi şeffaf ve tek bir kişi olmaya zorluyor. Zira arkadaşlarla içip dağıttığınız bir gecede, çekildiğinden bile haberiniz olmayan bir fotoğrafın altına “CANIM ÇOKKK GÜSEL ÇIKMIŞIN MAŞALLAHHH ANNENE SELAM” yorumu gelebiliyor.

“Things I Told the Internet, But Didn’t Tell My Mom” (İnternete Anlattığım Ama Anneme Söylemediğim Şeyler) serisinde Anna Ladd kendi özel hayatı hakkındaki cümlelerin kamusal alandaki fotoğraflarını çekmiş. Bu çalışmasıyla internet ortamında mahrem olana dair algımızın nasıl değiştiğini sorguluyor.

"Yine kötüye gidiyor."

“Yine kötüye gidiyor.”

"Kusmak ve 6 gün uyumak istiyorum."

“Kusmak ve 6 gün uyumak istiyorum.”

"Bu hafta kendimden şüphe etmekle ve buzlu kahveden sıcak kahveye geçişle mücadele ediyorum."

“Bu hafta kendimden şüphe etmekle ve buzlu kahveden sıcak kahveye geçişle mücadele ediyorum.”

"Başka kimse ışıklar açıkken çekici olduğumu söylememişti."

“Başka kimse ışıklar açıkken çekici olduğumu söylememişti.”

"Başka insanların benim önemli olduğumu onaylamasına ihtiyacım var, çünkü bunu kendi başıma yapamıyorum."

“Başka insanların benim önemli olduğumu onaylamasına ihtiyacım var, çünkü bunu kendi başıma yapamıyorum.”

Facebook’un hayatımızda yarattığı sıkıntılar bununla da kalmıyor. Daha fazlası için sizi bu yazıya alalım.