Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek zaten yeterince zor bir mücadeleyken, bir de kendimizi topluma kabul ettirme mücadelesi veriyoruz. Bu, saçımızdaki beyazları saklamamanın, tartıdaki değerimize bakmadan istediğimiz kıyafeti giyebilmenin ve vücudumuzdaki izlerle mutlu olabilmenin mücadelesi… “Bu benim.” diyebildiğimiz her an, cesaret gerektiriyor.

Moda ve portre fotoğrafçısı Sophie Mayenne, insanların cesurca kendilerini kabul etmelerine yardım etmek amacıyla “Behind the Scars” projesini yarattı. Mayenne, proje için insanların kamera karşısında soyunarak, vücutlarında saklamak zorunda kaldıkları tüm izleri göstermelerini istedi. Bu izler, hastalıklar veya kazalar gibi, kişilerin hayatını değiştiren anıların izleriydi. Çekilen fotoğraflar, izlerin hikayeleriyle birlikte paylaşıldı.

İnsanların kendilerine dair pozitif düşünebilmesini amaçlayan Mayenne, projeye başlamadan önce, tek bir kişinin bile hayatını olumlu yönde değiştirirse amacına ulaşmış olacağını düşünmüş. Sanatçı, çekimler başladığında, soyunmakta zorluk çeken insanların çekim sonunda rahatladığını ve özgüvenlerinin yerine geldiğini söylüyor: “Bazı insanlar için fotoğraf çekimi bir terapi gibiydi. Daha önce paylaşmadıkları hikayelerini paylaşarak, yara izlerine duydukları sevgide birleştiler.”

Maya

“Son birkaç aydır, derimin ağır derecede kötüye gidişiyle mücadele ediyorum. 18 aylıkken bana Epidermolysis Bullosa (protein eksikliğinden kaynaklanan, genetik ve tedavisi olmayan bir deri hastalığı) teşhisi konulduğundan bu zamana kadar, neredeyse normal bir hayat yaşıyordum. İzlerimi saklaması ve kontrol etmesi kolaydı. Yakın zamanda ise hızla kötüleştim ve bir zamanlar rahatlıkla yaptığım şeyleri yapmakta zorlanmaya başladım. Günümün çoğu, acı içinde cildimi yönetmeye çalışmakla geçiyor. Şimdi, kendime hala aynı ben olduğumu hatırlatmaya ihtiyacım var; her zamankinden daha çok… Ben hala güzelim ve bu hastalıktan hayatımın kalanında da sızlanmaya devam edeceğim. Hastalığım her zaman hayatımın bir parçası olacak ama ben hayatımı tamamen kontrol altına almasına izin vermeyeceğim. Epidermolysis Bullosa, nadir görülen bir hastalık ve bu yüzden farkındalık çok az. Birçok vakada hayati tehlikeye de neden oluyor. Bunu paylaşmamın sebebi, sadece benim acı çekiyor oluşum değil; herkesin acı çekiyor oluşu. Herkes, farkındalık olmadığı için acı çekiyor. Araştırmalar çok kısıtlı ve muhtemelen ben hiçbir zaman tedavi olamayacağım. Beni üzen şey, tedavi olamayacak olmam kadar, gelecekteki çocukların da muhtemel tedaviye ulaşıp ulaşamayacakları. Sadece, gelecekteki çocukların daha fazla bakıma ve muhtemel tedaviye kavuşmasını umuyorum.”

Mercy

“Benim yaralarım, aile içi şiddet sebebiyle çıkan bir yangından geliyor. 29 yaşımdayken yandım ve bununla barışmak zor bir yolculuktu. Yara izlerimden aldığım rahatlık, bugün beni olduğum kişi yapıyor. İzlerime, sahip olduğum en kıymetli ve pahalı mücevherlerim diyorum. Bu fotoğrafı çektirebiliyorsam hayatta kalmışım demektir ve bu benim yara izlerimin başkalarına yardım edebileceği anlamına gelir. Ki, bu benim için çok iyi!”

Tracey

“45 yaşımdayım ve 2 çocuk annesiyim. 2012 yılında, doktorum bana oldukça yaygın görülen, soğuk algınlığı teşhisi koydu ve bana kendimi korkunç hissettiren bir ilaç verdi. Beni görmeleri için 999’u aradım ve gelip bana iyi olduğumu söylediler. 40 dakika kadar iyi olmaya devam ettim. Daha sonra, kızıma akşam yemeğini hazırlamasını söyleyip merdivenlere yöneldim, bayıldım ve uyanamadım. Kızım 999’u ve bir arkadaşımı aramış, ardından beni hastaneye kaldırmışlar. Uyandığımda kafam karışmıştı. Kızımı ve arkadaşımı tanıyamamıştım. Daha sonra tarama yaptılar ve iki türlü menenjitim olduğunu öğrendim. Bir ay boyunca uyuşturulmuş şekilde komada tutuldum. Uyanık olduğumda ise konuşamıyordum. Kızım her gün beni görmeye geldi. Her şeyi duyuyordum ama cevap veremiyordum ve bu beni delirtiyordu. Beslenmem için boğazıma tüp yerleştirdiler. Anlattıklarına göre tüpleri sürekli çıkarmaya çalışmışım… Kalp krizi geçirmeden, 2 ay kadar daha yoğun bakımda kaldım. Kalp krizinden sonra ise doktorlar kalbimde büyüyen bir kitle gördü. Kapakçıklarımı, titanyum kapakçıklarla değiştirdiler -ki bir saat gibi tiktak sesler çıkarıyor-. Ameliyattan sonra beni tekrar yoğun bakıma çıkardılar. İyileşme sürecim ve menenjitim dolayısıyla izole edilmiş bir odadaydım. Bana trakeostomi uygulandı (cerrahi yollarda soluk borusuna giden bir delik açılması) ve böylece konuşamasam da basit konuşmalara tepki vermeye başladım. Başkalarını anlamak çok zordu, ama tek kelimelik cevaplar vermeye çalışıyordum. Doktorlar bana basitçe saymayı, konuşmayı, yemeyi, içmeyi ve giyinmeyi öğrettiler. Tekerlekli sandalyemin bana verildiği ilk ay içerisinde, doğru dürüst konuşamıyordum. Aile ve arkadaşlarım, hastane çevresinde dolaşabildiğim süreç içinde de koğuştaki aşçılar gibi beni beslemeye devam ettiler ve hastane işleriyle uğraştılar.”

Agnes

“1997 yılında, 7 yaşımdayken, bir gaz patlamasından kurtuldum. 27 rekonstrüktif (onarım amaçlı cerrahi ameliyatlar) ameliyat geçirdim. İzlerimle her zaman kendimi rahat hissettim, bana göre onlar güzeller ve farklı hikayeler anlatıyorlar. Onlar özeller.”

Megan

“14 yaşımdayken, “Fly” adını verdiğim başıboş gezen bir at kurtardım ve ona aşık oldum! Bir gün, atları besliyordum (her sabah olduğu gibi) ve Fly arkasındaki bir atı tekmelemeye çalışıyordu. Ama ıskaladı ve yüzüme tekme attı, tam olarak sol şakağımın altına. İlk anda tamamen şoka girdim. Gençtim, yalnızdım ve tamamen kanla kaplıydım. Daha sonra, hastaneye yapılan birkaç ziyaret sonunda yüzümde yaranın sadece bir kısmı kaldı. Şu an, tekmelenmemin üstünden 4 sene geçti, yara izi fark edilebilir olarak elmacık kemiğime yerleşti. Yara izini onarmak için birçok fırsatım olsa da, bunu hiç yapmadım. Bana göre güzellik simetrik olmamalı!”

Bintu

“Çocukken, kaynayan suyu tezgahtan düşürdüm ve sonuç olarak omzuma döküldü. Göğsümden mideme kadar yanık izleri oluştu. İzlerim 11 aylık olduğum zamandan beri benimle. Tüm bildiklerim bunlar, izlerim olmadan nasıldım hatırlamıyorum bile. Özgüvenli hissettiğim günler oldu, “Bu sadece bir iz.” dediğim. Eminim ki herkesin vücudunda izler var. Kötü günlerim de oldu, sadece ama sadece yeni bir yüzle tanıştığımda, bana iğrenerek baktıkları zamanlarda. Bu anlar bana “Aman Tanrım, benim vücudumun nesi var böyle?” diye düşündürdü. Sonra yandığımı hatırladım. Hahah… Bu izleri taşıyorum çünkü bu izler benim bir parçam. Bu sadece bir iz.”

Chole

“Kendime 13 yaşımdan itibaren zarar verdim ve o zamandan beri bununla mücadele ediyorum. Kendine zarar vermenin sorunu şu, devam ettikçe daha kötüye gidiyorsun ve başladığın andan itibaren, düşündüğünden çok daha fazla zararla bitiriyorsun. Bu gerçekten bir bağımlılık ve plastik cerrahlar sana izlerinin tümünü ameliyatla düzeltemeyeceklerini söylediklerinde, yara izlerini sevmeye başlıyorsun. Yara izlerine bağlı tüm negatif anılarla acılar da yok olmaya başlıyor. İzlerim, benim hikayemi anlatır ve herhangi birinin fikrinin bunu değiştirmesine izin vermeyeceğim.”

Sam

“14 yaşımdayken, tabancayla oynadım ve bu bana ömür boyu tekerlekli sandalye verdi. Ancak düşündüğünüzün aksine, bu durumu bir mağdur, bir kurban gibi sunmadım. Fiziksel ve duygusal olarak aldığım izler, beni güçlendirdi. Bir tenis oyuncusu olmak istiyordum ve oldum. Bir model olmak istiyorum ve tahmin edin… Ben bir modelim. Bir çeşitlilik modeli olarak, moda endüstrisinde engelleri olan ama engel tanımayan insanları temsil ediyorum. Onlar gerçek insanlar ve benim hikayem onlara ne kadar güzel ve anlamlı olduklarını hatırlatıyor. Tüm yara izleri buna dahil.”

Zuzanna

“Çift Radius kemiğiyle doğmuşum. Bir yaşındayken, sağ elimden ilk ameliyatımı oldum. Bir sene sonra ise doktorlar sol elimi ameliyat etmeye karar verdi. İki farklı doktor ellerimi ameliyat etti. İlki gayet iyi gitti, ikincisinde ise bazı komplikasyonlar oluştu. Doktorlar sol elimdeki kemiğin sağ elimdekinden farklı olduğunu bilmiyordu. 15 yaşımdayken, sol el bileğimde bir tuhaflık fark ettim. Tekrar ameliyat olmam gerekiyordu. Hemimeli denilen rahatsızlık (kemik sıralarının kısa olduğu ya da bulunmadığı bir gelişme geriliği), 100.000 kişiden birinde –benim gibi- görülen bir rahatsızlık. İzlerimle her zaman büyük bir problemim oldu. Onları kabul edemedim çünkü diğer insanların da izlerimle problemleri vardı. Şimdi ise, nihayet, izlerimi saklamak zorunda olmadığımı düşünüyorum, çünkü bu gerçek benim.”

h/t: demilked

Başka N’olmuş: Uzakta yaşayan sevgilisiyle geçirebildiği iki haftayı duygusal bir illüstrasyon serisine dönüştürdü