Kanada’nın en zengin yerleşim bölgelerinden Calgary’de yaklaşık iki yıl önce 33 yaşındaki muhasebeci Geoffrey Szuszkiewicz aylık harcamalarını analiz etmeye başladı. Fark ettiği şey kendi ifadesiyle bir yaşam tarzı girdabıydı, ne kadar kazanırsa kazansın giderleri hep gelirine oranla fazla kalacaktı.

Aynı zaman diliminde Geoffrey’nin yakın arkadaşı 29 yaşındaki iletişim danışmanı Julie Phillips Calgary Üniversitesi’nde çalışıyordu. Yeni bir daireye taşınmak isterken “Geoff” Julie’yi kendi evine çağırdı. “Ancak sadece bir yatak odam var kiralayabileceğim.” dedi. Geri kalan her yer Geoffrey’nin kolilenmiş eşyalarıyla kaplıydı. Dolayısıyla Julie taşınmak için eşyalarının yüzde 80’inden 3 gün içerisinde kurtulmak zorundaydı. (Geoffrey’den böyle bir teklif gelmeden önce taşınması için kendine 1 yıl gibi uzun bir zaman verdiğinden bu durum bir telaş yarattı.) Ancak sonrasında Julie’ye “bir şeyler” oldu. “Bir dakika, niye bu kadar eşyaya ihtiyacım var ki zaten?” diye sordu kendine.

İki ev arkadaşı ilk şaraplarını içtikten sonra “banka hesaplarımızın düşmanı bu harcamalarımız nereye gidiyor?” sorusunu kendilerine sorarken buldu. Bir solukta kendilerini bekleyen bir yılı “hiçbir şey almama yılı” ilan ettiler. Buynothingyear.com ve Twitter ismi de uygundu.

Sadece bir hafta içerisinde olay ülkenin haber kaynaklarına düştü. Bütün Kanada’nın gözlerinin üzerinde olduğunu hisseden ikili verdikleri sözü tutmak zorunda olduklarını farketti.

2013 yılının Ağustos ayından Ekim ayına dek evdeki bütün tüketim malzemelerini aşamalı olarak azalttılar. Sonrasında elektronik aletleri, ve sonrasında kıyafetleri… Ardından dışarıda yemek yemek, kuaföre gitmek, benzin almak, evde arkadaşlara ziyafetler sunmak gibi alışkanlıklarını kestiler. Her yere bisikletle ya da yürüyerek gitmeye başladılar. Yaşadıkları bölgenin uzun ve soğuk kışına rağmen… İşine 35 dakika yürüyerek giden Geoff kışlık botlarını giymeden, kaşkolları sarmadan, uzun donsuz dışarı çıkmadı. Soğuğa ve o mesafeye hazırlıklı olmak biraz zordu ve belki biraz zaman alıyordu ama daha yeni başladıkları “hiçbir şey almama yılı”nda 4 buçuk kilo vermişti bile. Uzakta bir yere gitmesi gerekirse otobüse biniyordu. Kendi deterjanlarını ve yer temizleyicilerini yaptılar. Bulaşık için kullandıkları sabun tabaklarda garip bir doku bıraktığından onu marketten almaya devam ettiler.

Son aşamada, ki bu dönem 2014 Temmuz’unun başlangıcına denk geliyor, yiyecek almayı kesmeye ve kendi sulak alanlarını yaratıp, bir bahçe kurmaya çalıştılar. Ancak yeterince şey üretemediler. Ekim-dikim konusunda acemilerdi. Zamansal bir sıkıntı yaşadılar. Geoffrey o günler için, “Hiçbir şey almama yılı zaten halihazırda birçok hedefine ulaşmıştı.” diyor.

Harcamadılar da ne yaptılar peki bir yıl boyunca? Biriktirdiler. Geoffrey 42 bin dolar, Julie ise 14 bin dolar biriktirdi. Julie’nin açıklamasına göre aradaki fark Geoffrey’nin bir yılda kenara attığı parayı Julie’nin ancak kazanıyor olmasıydı.

hicbir sey almama yili kanada ikili nolmus 2

Önceleri harcama alışkanlığınız nasıldı?

Geoffrey: Bir maaş çekinden diğer maaş çekine yaşadığım bir hayatım vardı. Bu özel yılla birlikte eve getirdiğim paranın yüzde 65’ini tasarruf edebildim. 2012 yılında mezun oldum ben. Artık bir yetişkin ne satın alırsa ben de alabilirdim! Bir araba aldım. Sonra cafcaflı bir koltuk… Çokça seyahate çıktım. Hoşuma giden her şeyi satın alır oldum. A.B.D.’ye çokça gittim. Berlin’i gezdim. Her yıl Burning Man festivaline gider, haftasonları dağ yürüyüşlerine katılırdım.

Julie: Sürekli arkadaşlarımla dışarıda takılırdım. İçerdik. Kafelere giderdik. Geoff beni aylık harcamalarıma göz atmam konusunda ikna ettiğinde kafayı üşüttüm. Param inanılmaz yerlere gidiyordu. 15 dolar şu içkiye, 40 dolar bu yemeğe derken… Hiçbir zaman yemeyi, içmeyi abartmamıştım ama yine de harcamalar bir araya gelince sonuç ürkütücüydü.

G: Yeme-içmeye çok fazla param gidiyordu benim de. Bu arada her ay saç kesimim için 150 dolar harcıyordum.

J: Ben üç ayda bir kuaföre gider, boyatır, kestirir; 250 dolarımı orada bırakır çıkardım. Dolayısıyla bu geçtiğimiz “hiçbir şey almama” yılında 1000 dolardan fazla sadece saç kesiminden tasarruf ettim. Sadece bir diş macunu almaya çıktığımda makyaj malzemesi, dergi, şampuan derken bir bakıyordum fişe, 75 dolar harcamışım. Şimdi meyve-sebze almam gerekmedikçe markete uğramıyorum bile.

Başka N’olmuş: Evlen, askere git, çocuk doğur, kenara para at, büyüklerini ara! Ya da gel, kaçalım?

Başlangıçta hisleriniz neydi? Güç müydü o, yoksa çaresizlik mi? Bir geçiş dönemi yaşadınız mı?

J: İşin duygusal tarafı sahiden ilginç. Zira başladığımız dönemde çok heyecanlıydık: yazdığımız bir blog vardı, gazetelere, televizyona röportajlar veriyorduk.

G: Tam olarak harcamamaya başladığınızda “Oha, ben böyle olacağını bilmiyordum.” diyorsunuz.

J: Geçtiğimiz yıl hayatımızdaki her şey değişti. Ve bu bahsettiğim şey çocuğunuz olduğunda, evlendiğinizde, ya da başka bir şehre taşındığınızda olan türden bir şey değil. Yine eve gelen arkadaşlar aynı arkadaşlar, ev aynı ev, ama eskiden yapmaya alıştığınız şeyleri yapamıyorsunuz artık.

“Kabullenme ve söz verme” dediğimiz bir terapi yöntemi uyguladık. Bu yönteme insan olduğumuzu farkettiğimizde ve hata yapmak üzere olduğumuzda ihtiyacımız oluyordu. Geoff da ben de bile bile hile yapmayı kabul ettik. Evin 3-4 derece olduğu bir akşam eve geldiğimde zaten kötü bir gün geçirmişsem bir pizza siparişi veriyordum mesela.

Alışkanlıklarımızı, davranış şeklimizi değiştirmek istiyorsak bunu yavaş yavaş yaptığımız geniş bir zaman diliminden sonra bu yılın başlaması her şeyi hızlandırdı. En zorlandığım kısım arkadaşlarımla ve çalışma arkadaşlarımla yaşadığım şeyler oldu. Bir gece arkadaşlarımla dışarı çıkacaktık ve bir şeyler içecektik. Onlar önceden buluşup akşam yemeğini birlikte yediler. Ben de plastik kaba koyduğum makarnamı dışarıda bir banka oturdum ve yemeye başladım. Ben oradayken hepsinin güzel, sıcak bir restoranda şarap kadehlerini tokuşturduğunu bilmek A Christmas Carol filmindeki küçük çocuk Tiny Tim gibi hissetmeme sebep oldu. “Allahım, hayatım ne hale geldi, neden böyle bir şey yapıyorum ben kendime?” derken buldum kendimi.

Başka N’olmuş: 30 yaşında emekli oldu, siz de olabilirsiniz

hicbir sey almama yili kanada ikili nolmus 1

Bırakması en kolay ve en zor şeyler neydi?

J: Giysilerden çok kolay vazgeçebildim. Zorlandığım şey dışarıda arkadaşlarla yeme-içmeyi kesmem oldu. Araba sürmemek de öyle… Meşgul kalmayı ve araba sürmeyi severdim. Şimdi arabasızlık beni yavaşlamaya zorladı. Günleri farklı yaşar oldum.

G: Ben de kıyafetlerden çok kolay vazgeçebildim. Saçımı kestirememek zordu, başlangıçta. İlk iki üç ayı hatırlıyorum, sahiden ama gerçekten artık saçımı kestirmem gerekiyordu, gerçek bir kuaföre ihtiyacım vardı. O deneyimi özledim. 15 yaşımdan beri havalı kuaförlere gitmek ve bir anda saçımı değiştirmek benim için vazgeçilmez bir alışkanlıktı çünkü. Hatta bir dönem kuaför olmayı bile düşünmüştüm. Şimdi aklıma bile getirmiyorum. Aslında pek çok şey böyle oldu. Yani ilk bir-iki ay zorladı. Ama şimdi hiçbirini özlemiyorum. Dışarıda yememek zor geliyordu: “Şimdi saat 10’da eve gideceğim, akşam yemeği yiyip 11’de yatacağım. Kalktığımda öğle yemeği hazırlamam gerekiyor…” Arabamdan vazgeçmek düşündüğümden çok daha kolay oldu mesela.

Başka N’olmuş: Ya faydacı ve güçlü olmak zorundasınız ya da dışlanmış ve deli olacaksınız

Kaybettiğiniz arkadaşlıklarınız oldu mu? Ya da yeni arkadaşlarınız?..

G: En zor kısım burası. Tüm arkadaşlarımız durumu kavrayamadı tabii. Bizle halen eski tipik tüketim yollarıyla zaman geçirmek istiyorlardı. Yani yine dışarıda, çokça para harcamamıza sebep olacak türden etkinliklere çağırıyorlardı. Üstü kapalı da olsa bizi suçluyorlardı bir de. “Berbat bir durum bu, seni uzun zamandır görmedim ama ben.” diyorlardı örneğin. Dolayısıyla yalnız hissettiğim zamanlar oldu. Özellikle yaz aylarında. Burada yaz sadece bir ay sürüyor ve herkes ama herkes dışarı çıkmak bir şeyler içmek, deniz kenarına gitmek istiyor.

İlk zamanlarda “Ben de ‘her şeyi satın alma senesi’ ilan edeceğim bu seneyi” diyenler ya da “Neden böyle bir şey yapar ki insan?” diyenler vardı arkadaşlarım arasında. Ancak şimdi hepsi bu konuda çok daha ciddi ve ilgililer. Kenara ne kadar para atabildiğimi soruyorlar, merak ediyorlar. Yani onlara değerli bir şey yaptığımı geç de olsa gösterdim. Ama dediğim gibi başlangıçta ya benden uzaklaştılar, ya da ben bazılarından uzaklaştım. Hepsi de tamamen beraber zaman geçirme alışkanlıklarımızın harcama üzerine kurulu olmasından kaynaklanıyordu. Onlar da bu alışkanlıklarını değiştirmek istemediler. Anlarım, onların seçimi…

Proje süresince pek çok “müttefik”imiz de oldu. Sanat camiasından, daha az stresli bir yaşamı hedeflemiş komünlerden, şehirde tarım yapanlardan…

Başka N’olmuş: 7 ay sürecek Asya gezisi için işlerini bırakıp sırt çantalarını doldurdular

Arkadaş kaybetmek nasıl bir şeydi? Projeyi sorgulamanıza sebep oldu mu bu durum?

G: Ben kesinlikle sorguladım. Neredeyse bırakıyordum, hatta. Bisikletten düşüp dişimi yere vurduğumda tedavisi bana 5 bin dolara mal oldu. Eve geldim ve Julie’ye yakındım, “Neden yapıyoruz bunu biz?” dedim.

J: Arkadaşlarımla yaptığım şeyleri tamamen değiştirdim. Kamp yapmaya, gezilere katılmaya, konserleri kovalamaya bayılan bir arkadaş grubum var. Ucuz uçak bileti bulurlarsa Vegas’a, Coachella’ya giden arkadaşlar bunlar. Bu grupla 6 ay hiçbir şey yapmadım. Aramayı kestiler. Büyük şirketlerde çalışıyorlar ve muhtemelen benim kazandığımın iki katı falan kazanıyorlar. The Joneses izleyerek ayakta kalıyordum!

Hayatınıza ne gibi değişiklikler geldi?

J: Bu proje Geoff ile aramda bir tür eğlence olarak başladı. Yaşam boyu etkisini sürdürecek bir noktada sona erdi. Öğrendiğim tutumluluk ölene kadar benimle. Yeni bir alışkanlık edinmem artık sadece 30 günümü alıyor. Bir yılın sonunda onun artık iyice yerleşeceğini biliyorum, mesela.

Para harcamak hayatımın temasıydı. Daha fazlası, daha güzeli, daha ucuzu için ama hep bir şey için alıyordum da alıyordum. Bunu bir yıldır yapmıyorum. Şimdi daha zenginim. Bu da işin manevi getirisi ki bunu yaşamayı beklemiyordum.

Gün içerisinde yaşama daha yoğun sarılabiliyorum. Artık sürekli arabamın içinde değilim. Bisiklet sürüyorum, yürüyorum. Bu durum da toplumu daha genel bir perspektiften algılamamı sağlıyor. Paraların nereye aktığını görebiliyorum. “İşte bu şekilde insanları ayartıyorlar.” diyebiliyorum. Calgary gibi zengin bir şehirde şöyle bir beklenti var: işten sonra dışarı çıkarsınız, bir şeyler içersiniz. Zaten büyük bir firmada çalışıyorsanız mutlaka takip etmeniz gereken bir yaşam tarzı var.

Başka N’olmuş: 25 yaşında işi bırakıp kendini yollara vurdu

Sizinkine benzer bir yıl geçirmek isteyenlere neler önerirsiniz?

J: Sizi iyi hissettiren şeylere dikkat edin. Her ay harcamalarınızı gözden geçirin. Geoff ve benim yaptığım kadar uçuk bir seviyede olmayabilir tabii. Ailenizle ya da arkadaşlarınızla bunu eğlenceli bir hale getirin. Önemli burası. Geoff ve ben bunu sürdürebildik çünkü bu işte beraberdik.

G: Müthiş bir bireysel değişiklik bu. Dolayısıyla yanınızda sizi anlayan birinin olması önemli. Bunları konuşabilmelisiniz. Diğer arkadaşlarınız “E ne güzel işte, para da biriktiriyorsun, daha niye şikayet ediyorsun ki?” dediğinde sizin üstesinden gelmeye çalıştığınız şeyleri bilen birisinin olması önemli.

J: Umarım bu proje pek çok insana ilham verir. Harcama alışkanlıklarında yapabilecekleri değişiklikleri farketmelerini sağlar. Merak etmeyin, kapana kısılmıyorsunuz. Azıcık bir geliriniz bile olsa bunu yapabilirsiniz. Parayla ilgili stresi bir kenara bırakarak yaşamanın yolları var. Hatta bu çok eğlenceli de olabilir. Tamamen size bağlı. Bizimki kadar büyük bir yaşam tarzı değişikliğine de gerek yok. Kar altında, bir banka oturup ağlamanıza gerek yok mesela. Dikkatli ve tutumlu olmanın hayatınıza getirebileceği çok fazla güzellik var. Faydalar, zorlukları unutturacak, emin olun.

Laura Shin’in kaleme aldığı bu yazı ve yaptığı röportaj Forbes‘te yer almıştır.

[Forbes aracılığıyla]