Güzel hisleri taçlandırmak deyince aklınıza ne geliyor? Yoksa aklınıza gelen şey, dopamin mi salgılatıyor? O zaman cevap belli: Öpüşmek. Herhangi biriyle öpüştüğümüzde bile vücudumuzun dopamin ürettiğini göz önüne alırsak, öpüşmenin şeker içermeyen bir çikolata olduğunu söyleyebiliriz. Bedeni ve ruhu nasıl etkilediğini görmek içinse fotoğrafçı Johanna Siring’in çalışmasına göz atmanızı öneriyoruz. Sanatçının Danimarka’daki Roskilde Festivali’nde yaptığı “Yabancının Öpücüğü” adlı proje, öpüşmenin insanın yüzünde meydana getirdiği değişimleri ortaya koyuyor. Norveç merkezli Johanna Siring, önce yanına gittiği yabancıdan izin alarak onun fotoğrafını çekiyor. Akabinde yabancıyı öpmek için bir izin daha alıyor ve öpüştükten sonra da bir fotoğraf çekiyor.

Siring,“Öpüşmen, dudaklardaki sinir uçlarını harekete geçiriyor. Bununla birlikte iki insan arasında hemen bir duygusal bağ oluşturuyor.” diyor. Hiç tanımadığı bir insanı öptükten sonra o kişiyi biraz daha iyi tanıdığını ve ikinci portrelere bunu yansıtmayı amaçladığını anlatıyor. Bununla birlikte bu gezegendeki herkesin eşsiz bir karaktere sahip olduğunu bu proje sayesinde bunu bir kere daha anladığını söylüyor.  

Yoğun stres zehrine sürekli maruz kalsak da bunu geçirecek panzehirler olduğunu ara sıra hatırlamak gerekiyor. Johanna Siring’in çalışması da iyi bir hatırlatıcı…

h/t: dyt

Başka N’olmuş: Her yudumda öpücük hissi: Kahve bardaklarına insan suratı şeklinde kapak yapıldı