Bir hayatımız var, bir de o hayatı sistematik olarak imha eden iş stresimiz… Zamanında alamadığınız paralarımız, iş bilmez iş arkadaşlarımız, sürekli dürten o “ne uzuyorum ne kısalıyorum” hissimiz var. Emeğimizin hiç kıymet görmediği fikriyle çalışmamız, yoktan bütçeler var etmemiz ve adı konmamış mobbing‘lere “çok da kafayı takmamamız” bekleniyor. Her akşam tükenmiş halde eve dönüp her sabah, yine başkalarına yem olacağını bildiğimiz o enerjiyi sıfırdan yaratarak yola koyuluyoruz. Şartlar böyleyken, iş stresini işte bırakmak ve önce kendimize ardından beraber yaşadığımız insanlara hayatı çekilmez kılmamayı başarmak mümkün mü?

Bu düzenin bize verdiği zarar tartışılmaz. Fakat bir de, dolaylı olarak çevremizdekilerin aldığı zarar var. Bu yüzden, Florida Üniversitesi’nde, insanların iş stresini eve taşımamak için ne yapabileceği üzerine bir araştırma yapıldı. Bu araştırma, işteki kötü muamelenin insan üzerindeki negatif etkilerini gözler önüne seriyor: Duyguları yönetememe, dürtüleri zor kontrol etme ve sonradan pişman olunacak şeyler söylemeye eğilimli hale gelme… Araştırma, bu negatif etkileri minimuma indirmek için neler yapılabileceğini de söylüyor. Buna göre en etkili iki yöntem egzersiz ve uyku.

Fotoğraf: Betta Matimba

Araştırma kapsamında, günde en az 10.900 adım atan katılımcıların, yalnızca 7.000 adım atmış olanlara kıyasla, ev ahalisine kötü davranmaya daha az eğilimli olduğu gözlendi. Ayrıca fazladan 587 kalori yakmanın, işteki kötü muamelenin negatif etkilerini azalttığı görüldü. Araştırma, uykunun psikolojimizdeki olumlu etkilerine de dikkat çekiyor.

Uykunun insanın bedensel ve ruhsal sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çeken daha pek çok başka çalışma var. Yeterli ve kaliteli uykunun, yaratıcılığımızı arttırma, dikkatimizi toplamaya yardımcı olma, hafızamızı güçlendirme gibi etkileri olduğu biliniyor. Tüm bunlar hayata dair enerjimizi arttırırken stresimizi azaltabilir. Stresimizin azalması ise evdeki ilişkilerimizi olumlu etkileyecektir.

O halde uyku ve egzersizin etkilerini görebilmek adına siz de kendinize alan tanıyın. Böylece en azından evde huzurlu olabilmeye giden yolu aralayabilirsiniz.

h/t: psychologytoday

Başka N’olmuş: “Kusursuz değilim”: Spor blogger’ı yaşadığı şişkinlik sorununu sosyal medyada paylaşırsa