Büyük şehirlerin yoğunluğundan bahsedilince akla gelen ilk şey ulaşım sorunu oluyor. Uzun saatler süren, sıkış sıkış gidilen ve dolayısıyla “ten uyumu” gerektiren bıktırıcı yolculuklar için sürekli alternatif çözümler üretilmeye çalışılsa da bir işe yaramıyor. Sonuçta hepimiz, yorucu bir iş günü geçiren büyük şehir insanının yüzündeki o bıkkınlığa aşinayız. Ve bu bıkkınlık sadece iş güçten değil, ulaşım adı altındaki büyük çaplı mücadeleden kaynaklanıyor. Bu can sıkıcı duruma karşı belki de yaratıcı ve fantastik çözümlere ihtiyacımız vardır. Tıpkı Gyrocar gibi…

Genel trafik ritminden bağımsız bir şekilde hareket eden bu çılgın araç, trafikte akan diğer araçları engellemiyor, çünkü kendisine has bir seyahat alanı var. Gyrocar için tek bir ray yeterli oluyor. Hal böyle olunca aracın yoğun insan habibatıyla uyumlu bir görüntü çizdiğini söylemek mümkün.

Köprülerin altına dalabilen, parkların arasından geçebilen bu uzay mekiği görünümlü araç, doğada kendisine has delilikleriyle bilinen bal porsuğunu andırıyor. Keşmekeş trafiğin kornalarıyla, mutsuz yüzleriyle ilgilenmiyor ve sadece yolculuğuna devam ediyor. Bunların yanında, “metropolün bal porsuğu” ekonomik, güvenli ve çevre dostu.

Büyük şehirlerin gün geçtikçe kalabalıklaştığı düşünüldüğünde, geleceğin ulaşım araçları arasında Gyrocar gibi tasarımların fazlasıyla yer alacağını düşünüyoruz. Tabii bunları yaparken doğayla barışmamız şart. Dolayısıyla artık “çevre dostu” olmayan üretimlerin insan-doğa iletişiminde neslinin tükenmesi gerekiyor.

h/t: treehugger

Başka N’olmuş: Bu ev mukavvadan yapılmış ve en az 100 yıl dayanacak şekilde tasarlanmış desek?