Doğduğunuz andan itibaren göremediğiniz bir dünyada 40 yıldır yaşadığınızı düşünün. Yanınızda birisi olmadan, onun kollarına tutunmadan dışarı çıkmak istemiyorsunuz. Bir gün bir teknik öğreniyorsunuz. Artık yalnız da olabilirsiniz. Yıllar sonra… Tek başınıza… Ancak bu da sizi o sevdiğiniz kollardan uzaklaştırıyor. Ne yapardınız?

Dilini şaklatmak kör birisi için görüntünün sese dönüşmesini sağlayabilir.

Tekniğin adı ekolokasyon. Yarasa ve bazı başka hayvanların geceleri görmek için kullandığı yöntem. Şimdilerde gittikçe daha fazla kör insan tarafından kullanılıyor. Dillerini şaklattıklarında çıkan sesin etraflarında nasıl bir rota izleyerek yansıdığını ve kendilerine döndüğünü dinliyorlar. Bu da etrafları hakkında oldukça şaşırtıcı derecede şeyler söyleyebiliyor.

Teknik Kaliforniya’da yaşayan Daniel Kish isimli adam tarafından tanınır hale getirildi.

Dil nasıl şaklatılır, harika bir ipucuyla öğrenmek ister misiniz? Daniel Kish’in Julee-anne Bell‘e söylediğini yapın: “Üst damağında kalan çikolatalı fındık kremasını yaladığını hayal et!” diyor Julee-anne. “Yapar yapmaz, ilk şaklatmamı duydum.

40 yaşlarındaki Julee-anne Brisbane, Avustralya’da yaşıyor. Kendisi doğuştan kör. Ekolokasyon tekniğini ilk duyduğunda 38 yaşındaydı ve iki çocuk annesiydi. O ana dek tanımadığı yerlere ne zaman gitmek istese bunu birisinin kollarında yapıyordu. Çünkü değnekle ya da rehber köpekle dışarı çıkmak Julee-anne’i çok geriyordu.

Kelebek gibi hissediyordum fiziksel olarak, hani sahneye çıkmak üzeresinizdir ya da sahiden korkunç bir şey yapacaksınızdır… O anda gerçek bir kelebek gibi…” diyor Julee-anne.

Ne zaman birisinin koluna tutunsa bütün dünya ona farklı geliyordu.

Birisinin kolları vardı ki o kollara kendini bıraktığında aşık oldu. O kollar vurdumduymaz bir eski sevgilinin terk ettiği zamanda yetişti Julee-anne’e. Kollar şimdiki kocası Thomas Bell‘in kollarıydı. Thomas da onu kollarına almaktan çok mutluydu. “Çok sıcak, sevimli bir hissiyattı o. Birbirimize yakınlaştıran şey o oldu.

Ancak o sıcak, sevgi dolu kollar eğer Julee-anne ekolokasyon tekniğini öğrenecekse bir soruna yol açacaktı.

Julee-anne, çok küçük bir çocukken görme yetisini kanser yüzünden kaybetmiş ve ekolokasyon tekniğini geliştirmiş Daniel Kish’le iletişime geçti. Televizyonda tanıdığı Daniel’den ders almak istiyordu.

Daniel Avustralya’ya gitti ve birkaç gününü Julee-anne’le geçirdi. Dilini nasıl şaklatması ve yankılanan sesleri nasıl algılaması gerektiğiyle ilgili her şeyi öğretmeye çalıştı. Birlikte dolaşırken yolda karşılaştıkları şeyleri Daniel Julee-anne’e soruyordu: “Neydi bu? Duvar?.. Araba?.. Ağaç?.. İnsan?..

Julee-anne artık dilini usta bir şekilde şaklatabilir hale geldiğinde Daniel şimdi daha zor bir şeyle karşı karşıya olduğunu farketti: Julee-anne’in sevdiği kollardan ayrılma korkusu…

Kocası Thomas bütün çabaların hedefinin Julee-anne’in tek başına yürümesi olduğunun farkındaydı. Ancak ondan uzakta bir yerde olmak ve onu yalnız bırakmak zordu.

Başka N’olmuş: 12 yıl boyunca bir bedende sıkışıp kalmak ve bir gün “buradayım” diyebilmek

Kendimi sürekli yanıbaşında buluyordum. Etrafından ayrılamıyordum.” diyor Thomas.

Durum, çocukları Daniel ve Joshua için de zordu. Julee-anne o dönem için “Korkutucuydu. Ben gergindim. Thomas gergindi. Herkes gergindi.” diyor.

Ancak yavaş yavaş tekniği öğrendi Julee-anne. (Şu anda Daniel Kish’in kurduğu bir organizasyon olan World Action for the Blind‘da idari işlere bakıyor.)

Tekniği öğrendiğine göre daha önce akla getirmesi bile mümkün olmayan şeyleri yapabilirdi. Yapacaktı da. Kaliforniya’da engebeli arazi yürüyüşü yapacak ve hatta oraya kadar tek başına seyahat edecekti.

Los Angeles’ta Daniel Kish ve Daniel’in birkaç arkadaşıyla buluştu. Ardından birlikte derin bir vadide yürümek üzere yola çıktılar.

img_0179

Daniel Kish (solda)

Bir anda bir kayma ve düşme sesi duyduk!” diyor Daniel.

Julee-anne uçurumun kenarından kaymış ve bir kayaya çarptıktan sonra yuvarlanmaya başlamıştı.

Değneğimi kaybettim. Yürüyüş batonumu kaybettim.” diyor Julee-anne. “Ve nasıl olacak da bitecek, nasıl son bulacak bu, hiçbir fikriniz yok oradayken.” diye ekliyor.

Şöyle son bulacaktı: Daniel’in arkadaşlarından biri aşağı atlayarak Julee-anne’i bir şekilde durduracaktı. Julee-anne ayağa kalktığında hırpalanmış ve birkaç yeri ezilmişti. Ancak ilk düşündüğü şey ailesi oldu. “Çok kızacaklar!” diye düşündü.

Kızmışlardı da. Özellikle Thomas…

Şoka girmiştim ve çok endişelenmiştim.” diyor Thomas. “Ayrıca sanırım bir hayli de sinirlenmiştim.

Kocamın ilk tepkisi ‘Daniel sana daha çok dikkat etmeliydi’ oldu. Ben de ‘Farkında mısın bilmiyorum ama ben bir yetişkinim.’ cevabını verdim.

Başka N’olmuş: Yağmuru görebilen ama kızının yüzünü göremeyen kör kadın

Biraz zaman almıştı ama Thomas bir şeyi anlamıştı: Sevdiği insan serbest bırakılmak istiyordu. Thomas’ın bizzat kendisinin onu serbest bırakması gerekiyordu.

Çocuklar da bununla ilgili aralarında konuştular. Julee-anne’in rehberi olmayı bir anda bırakmak onlar için de zordu. Ona rehberlik etmek kendilerine gurur veriyordu.

Bu durum Julee-anne’in değişik bir mücadeleye girmesine sebep oldu. Fark etti ki, kendisini iyileştirdikçe etrafındakileri kırıyordu.

Julee-anne şimdilerde Thomas’ın kolunu hiç bırakmıyor. Bunun bir nedeni o bir zamanlar uzak kaldığı ve kırdığı kocasının yanında olduğunu göstermek. Bir başka nedeni de Thomas’ın son bir yıldır muhtemelen MS olan hastalıkla mücadelesi…

Şimdi her gün Julee-anne yine Thomas’ın koluna giriyor ve birlikte yürüyorlar. Thomas bir baston, Julee-anne de bir değnek kullanıyor. Kol kola, yan yana yürüyorlar. “İşte bu şekilde biz hala birbirimize bağlıyız.” diyor Julee-anne.

Artık sağlam ve sarsılmaz bir rehber değilim. Hatta şimdilerde o liderlik ediyor ve benimle ilgileniyor.” diye ekliyor Thomas.

[NPR aracılığıyla]