Sıkılmak, sıkıntı… Pek sevdiğimiz bir ruh hali olmadığını kabul edelim. Ama merak etmeyin, boşuna sıkılmıyoruz. Sıkılıyoruz çünkü merak ediyoruz. Çünkü daha fazlasını istiyoruz. Sıkıntı beynimizden başlayarak bütün vücudumuza sauna etkisi yaratırken beraberinde birkaç güzellik de getiriyor, anlayacağınız.

Bi’ kere yaratıcılığı artırıyor!

Sıkıldığımızda hayaller görmeye başlıyoruz. Ki bu hayaller normalde lineer çalışma eğilimi gösteren beynimizi tongaya düşürerek “haydi bakalım şimdi birleştir parçaları” diyor ve farklı fikirlerimiz arasında bağlantı kurabilmemizi ya da yeni fikirler oluşturabilmemizi sağlıyor. Çalışmalar gösteriyor ki biz insanlar en iyi duşta düşünüyoruz. Beyin vücuda “abicim sürekli aynı şey işte, şampuanı kafaya sür, sabunlan, aç suyu gelsin, ohhh, kulağının arkasını da temizle, hep kaldı orası bak” diyor ve fazla çalışası gelmiyor. Bu esnada şarkılar türküler söyleyip bir de keselenirken bir yandan da 3 gündür başlamayı ertelediğimiz projeyi kafada bitirebiliyoruz mesela. (3 gündür duşa girmediğimizi gösteriyor bu da, neyse…)

neden sikiliyoruz sikici isler durumlar korkmayin yaraticilik nolmus 1

Sonraaa iş yerinde kolayca sivrilebilirsin (güzel bir şey)

Özellikle yaratıcı sürecin içerisinde olan bir işiniz varsa sıkılın. Vallahi. Sıkılmayanın düştüğü halleri birazdan yapılan bir çalışma sonucuyla sunacağız, aman evlerden, ofislerden ırak... Sıkılan çalışan İngilizce’de popüler bir söz olan “think out of the box” yapabiliyor. Yani kalıpların dışında düşünebiliyor. Sıkıldıkça yenilik aranmaya, daha önce beyinde açılmaya çalışılmamış ve belki de hiç görülmemiş yeni kapılar açılmaya çalışılıyor.

Geçen yıl yapılan bir çalışma (evet o çalışma) gösteriyor ki sıkılan insan kendisine verilen işte çok daha yaratıcı olabiliyor, çözüme farklı yollardan ulaşmaya çalışıyor. 40 kişilik bir gruptan önce bir adres defterindeki isimleri başka bir deftere geçirmeleri gibi saçma sapan, sıkıcı mı sıkıcı bir iş isteniyor. Ardından bir çift kupayla neler yapılabileceğini soruyorlar katılımcılara. Bir başka 40 kişilik grup ise direkt bir çift kupa ellerinde, onlarla ne yapabileceğini düşünüyor. Öncesinde sıkıcı işlere bulaştırılmıyor. Sonuçta ilk grubun ikinci gruba göre çok daha fazla seçenek sunabildiği gözleniyor.

En azından şöyle düşün: Yalnız değilsin!

“Yukarıda yazılanlar kesmedi beni, yok mu başka bir şeyleriniz?” diyorsanız hala şöyle diyelim: yalnız değilsin a dost!

Sıkılmak beraberinde endişe, depresyon, kendini yemeğe verme, dikkat dağınıklığı gibi şeyleri getirme becerisine sahip olsa da amaçsız gelmiyor. Bu nasıl mı kanıtlanabilir? Şu anda olduğunuz yere, geldiğiniz noktaya bakın. Buraya sıkılmadan gelmediniz. Büyük olasılıkla birkaç kere, en azından bir kere hayatınızda sıkıldınız, bunaldınız. Ama bakın işe yaramış.

O zaman ne yapıyoruz? Sıradaki ilk sıkıcı anımızda Candy Crush oynamıyor, Twitter’a girmiyor, kedili Youtube videosu izlemiyoruz. Bırakıyoruz beynimizde yeni kapılar açılsın.

h/t: .Mic

Başka N’olmuş: 2015’te poposuna tekme basılacak 7 insan