Alışık olduğumuz dünya haritaları, sadece coğrafi şekilleri, ülkeleri ve şehirleri gösteriyor. Ancak alışık olduğumuz bu detaylar, 430 yıl önce çizilmiş bir dünya haritasında bolca hayal gücüyle süslenmiş.

Kartografi uzmanı David Rumsey ve yeğeni, dünyanın en büyük haritasının, dağılmış 60 parçasını dijital ortamda birleştirerek insanların bambaşka bir dünyayı tanımasını sağladı. Amerika’nın keşfinden 95 yıl önce yaratılan harita, tüm parçaları bir araya geldiğinde 3 metreyi buluyor.

Bu etkileyici haritanın sahibi, Milan yakınlarında doğan Urbano Monte. Hakkında fazla bilgi bulunmayan Monte, hayatını lüks içinde geçirmiş. Bilimle uğraşan ve kütüphanelerde vakit geçirmekten keyif alan  Monte, 40’lı yaşlarının başlarında ilgisini coğrafyaya çevirmiş. Tüm dünyaya iki boyutlu yüzey üzerinde, üç boyutlu bir dünyayı anlatmanın mümkün olduğunu göstermek isteyen kartograf, dünya coğrafyasında bilinen her şeyi sentezlemek ve bir cilt halinde toplamak için 20 senelik bir çaba sarf etmiş.

Ortaya çıkan harita, ilk bakışta alışık olduğumuz bir harita gibi görünüyor. Dünya coğrafyasına dair bilgiler var; bunların birkaçı doğru sayılabilecekken birçoğu da bir o kadar yanlış. Çünkü Monte, her yeri gezmek ya da gözlemlemek mümkün olmadığı için, haritayı kendi gittiği yerlerden ya da başka gezginlerin anlattıklarından yola çıkarak oluşturmuş. Tek tek, elle çizilerek oluşturulan bu harita, dönemin yaygın yöntemi olan merkatör projeksiyonu (silindirik bir harita projeksiyonu çeşidi) kullanılarak değil, dünyayı doğrudan Kuzey Kutbu’ndan gösteren bir perspektifle çizilmiş. Bu perspektif, bugün Kuzey Kutbu azimutal projeksiyon (düzlemsel bir harita projeksiyonu) yöntemi olarak da bilinir ve Birleşmiş Milletler logosundaki kullanımıyla ünlüdür.

Dönemin dünya anlayışı hakkında pek çok bilgi veren harita, aynı zamanda hayal gücüyle iç içe olması sebebiyle özel bir anlam taşıyor. Dijitale aktarılan haritaya dikkatli bakarsanız, yer yer deniz adamlarını, tek boynuzlu atları ve garip canavarları, pek çok hayvan tasvirini ve Monte’nin otoportreleriyle tarihteki bazı önemli kişilerin portrelerini görmeniz mümkün. Bazı kartograflara göre, dönemin anlayışında haritalarda boş yerler kalması hoş karşılanmıyormuş ve Monte boş alanları doldurmak için bu çizimlere yer vermiş. Sebebi net olarak bilinmese de, Monte’nin yaptığı bu eklemeler, çalışmasını coğrafya, tarih ve sanat alanlarının birleştiği eşsiz bir kaynağa dönüştürüyor ve 16. Yüzyılda insanların dünyayı nasıl hayal ettiğini bizlere gösteriyor.

h/t: atlasobscura, mymodernmet

Başka N’olmuş: 12 yaşında cilt hastalığına yakalanan Ash Soto, şimdilerde bedenini bir sanat eserine dönüştürüyor