Sanatıyla olduğu kadar hayat tarzı, alkol alışkanlığı ve cinsel eğilimleriyle de ünlü ekspresyonist ressam Francis Bacon 28 Ekim 1909’de Dublin’de doğdu. 1940’ların sonuna doğru ünlü olmaya başlayan Bacon tablolarında yarı-soyut objeler resmediyordu. Sürrealizmin izlerini taşıyan tablolarının ayırt edici bir diğer özelliği ise Bacon’ın rahatsız edici temalar seçme konusundaki ısrarıydı. Resimlerini üç parça şeklinde yapmayı seven ressam bunu objeleri “seriler halinde” görüyor olmasına bağlıyordu.

Francis Bacon

Francis Bacon

1940’lar Bacon için resim yapmaya tam anlamıyla başladığı ve kariyerinin geri kalanını etkileyecek olan temaları bulduğu dönemdi. Bu temalardan birisi biyomorfik sürrealizmdi ve Bacon’ın kariyerini başlattığı söylenen tabloyu etkilemişti. Three Studies for Figures at the Base of a Crucifixion (1944) tablosu Bacon için kendi deyimiyle bir “fons et origo”, yani “kaynak ve başlangıç”tı. Bu tabloyla ilk defa adını duyuran Bacon kariyeri boyunca burada yansıttığı disfigüre olmuş organik formları işlemeye devam etti. Resim kariyeri İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında başlayan Bacon, insanın kendini yok etme kapasitesini ve bir dünya savaşı sonunda insanlığın kaderi konusundaki endişelerini sanatında aktarıyordu.

Three Studies for Figures at the Base of a Crucifixion circa 1944 by Francis Bacon 1909-1992

Three Studies for Figures at the Base of a Crucifixion (1944)

Bacon ilginç bir şekilde eski usta ressamlara bağlıydı ve onlardan etkileniyordu. 1950’lerin başı onun çığlık atan papaları resmettiği dönemdi. Bu serinin ilham kaynağıysa Diego Velazquez’in Portrait of Pope Innocent X (c.1650) tablosuydu. Elbette Bacon’un versiyonu, şahsi stiline özgü bir şekilde korkunç, rahatsız edici ve şaşırtıcıydı.

francis bacon innocent pope x nolmus

Portrait of Pope Innocent X (solda), Francis Bacon’ın çalışması (sağda)

1964 yılında evine hırsızlık yapmak için giren George Dyer’la tanıştı ve sevgili oldular. Şiddet eğilimli erkeklerden hoşlanan Bacon gibi Dyer da bir alkolikti. Dyer 1971 yılında intihar etti ve Bacon belli etmemeye çalışsa da bu olayın etkisinden kurtulamadı ve ölüm teması resimlerinin peşini bırakmadı.

Francis Bacon’ın resimleri genel kitlenin zevkine göre fazla karanlık, korkunç ya da iğrenç olabilir. Fakat en sevdiği şair Edgar Allen Poe olan veya Hannibal gibi mide bulandırıcı dizileri zevkle izleyen kesim için Bacon’ın sürrealizmi gerçekçiliktir. Bu kesim Bacon’ın tablolarına bakarken ister istemez üstümüze çöken o “birazdan kötü bir şeyler olacak” hissini yutup ressamın teknik açıdan ne kadar başarılı olduğunu görebilir. Resmi bir eğitim almamış olsa da Bacon renkleri ustalıkla kullanmıştır. Eserlerinde büyük yer kaplayan çığlık temasıyla yüzlerin şeklini bozması bile resmettiği insanların gerçeğe olan yakınlığını azaltmaya yetmemiştir.