Aralık ayı bitiyor. 2016 yılına girdik gireceğiz. Peki bu yıl, bir listeniz olsun ya da olmasın, yapmak istediğiniz her şeyi yaptınız mı? O orman yürüyüşü gerçekleştirildi mi? Her sabah düzenli koşuya başlanıldı mı? “Başkası değil, önce ben, kendim için yaşayacağım!” temalı sözler tutuldu mu? Sorulara “Evet” cevabını verenlere bir hediye falan gönderemesek de “Helal olsun!” diyor, bu arkadaşların sırtlarına tıb tıb vuruyor, hatta izin verirlerse yanaklarından birer makas alıyoruz. (N’olmuş? çok olmaya başladı.)

2015 nasıl geçtiyse geçti, gelin her yeni yıl öncesi yaptığımızı yapıp 2016 için bazı kararlar alalım. İşimizin, aşk yaşantımızın, arkadaşlık ilişkilerimizin, sağlığımızın, bütün ruh halimizin en büyük belirleyicisi onlar: etrafımızdaki insanlar. Alacağımız kararları etrafımızdaki insanlar özelinde toparlayalım. Madem iyi-kötü her şeye bu insanlar sebep oluyor, o halde bazılarını iyice yamacımıza çekip, bazılarının da poposuna tekmeyi basalım.

Önce poposuna tekme basılacaklar

1. Sizi değişmemeye zorlayanlar: Sadece birkaç hafta öncesinde söylediğimiz, yaptığımız bir şeyi garipsiyor; “Ben değilim o ya, resmen başka biri.” diyebiliyorsak belli ki sürekli değişiyoruz. Yaşamın özünde olan değişimi doğanın bir parçası olarak biz kendi özelimizde de yaşıyoruz. Bir kenara bırakmak istediğimiz kişisel özelliklerimiz, keşfetmek istediğimiz yeni taraflarımız olduğunda yanı başımızda “Değişmeni istemiyorum, seni tanıdığım gibi kal.” diyen herkes bir süre sonra bizi zincirle bağlanmışız gibi hissettirecektir. Basalım popolarına tekmeyi.

2. Zamanınızı alanlar: Görülecek 758milyonbinmilyar tane şehir, tanışılacak 7 milyar insan, yapılacak bilmem ne kadar iş, ulaşılacak acayip acayip hedefler varken bizden durmamızı, şikayetlerini dinlememizi istiyorlarsa basalım popolarına tekmeyi.

3. Yüzünüze başka, arkanızdan başka konuşanlar: “Nasıl takdir ediyorum bu dobra dobra konuşmanı bir bilsen!” diyerek yüzünde elli bin adet yatay çizgi oluşturan sevimli insan bir başka arkadaşımıza hakkımızda “O kadar da boşboğaz olunmaz ki ama canım.” diyorsa basalım poposuna tekmeyi. Sahiden, hiç uğraşmayalım. Devamı gelir çünkü onun.

4. Üzerinizde gereksiz stres yaratanlar: “Hayat zor.”, “E sen bu yaptığın şeyin okulunu okumadın, ilerleyebilecek misin?”, “Oturduğun yeri değiştirsen mi, bak çok şey oralar.”, “Veganlığı bırak derim, bak sonra türlü rahatsızlıklar çıkacak.”, “E sen gerilirsin sunumda, nasıl yapacaksın?”… Bitmiyor. Üzerimizde stres yaratanı, durduk yere aklımızda boş gördüğü bir yere soru işareti asanı bitmiyor. Gerek yok, basalım tekmeyi.

5. Daha çok paylaşmanızı isteyip kendisi hiç paylaşmayanlar: “Neden hiç anlatmıyorsun?” sorusunu duymaktan yorulurken aynı soruyu kendisine soramadıklarımız, sorduğumuzda geçiştirenler… Paylaşım bu. Karşılıklı olması gerekiyor. Anlaşamayacaksak basıyoruz tekmeyi!? Tamam mı?

6. Ortak sorumlulukları omuzlarınıza yükleyenler: Ay sonuna yetişecek projeye son hafta dahil olup öncesindeki onca işi bize yaptıran iş arkadaşlarından bahsediyorum, evet. Olmasalar da olur. Her ne kadar basamayız o tekmeyi gibi gelse de öyle bir basarız ki… Uff!

7. Gereksiz yer kaplayanlar: Kaynaklar sınırlı unutmayalım. Gelen kutusu, telefon rehberi, kartvizitlik, yandaki küçük oda… Onsuz da oluyorsa, gidebilir. Basabiliriz tekmeyi, basalım mı?

Yamacımıza çekeceklerimiz…

Yukarıda sayılı 7 sıkıntılı insanın haricindeki bütün insanlık diyebiliriz. Keşfedecek, paylaşılacak neredeyse sonsuz güzelliğin olduğu yeryüzünde neden yalnız kalalım? Tanışmaya, konuşmaya ve daha fazlasına açık herkesi yamacımıza çekip onlara “Kimsin sen bi’ anlat bakayım..” diyebiliriz. (Bunu yaparken insanları korkutmayın, olur mu?)

Başka N’olmuş: Tombala Fever #6: Yılbaşı sofrasına uygulayabileceğiniz türlü türlü hoşluklar

yilbasi sofrasi nolmus dekorasyon kolay fikir 9