25 yıl… Türkiye’den bir örnek vermek hayli zor, zira biz bu sürenin dörtte üçünü bile sürdüremeyen çocukların ülkesiyiz fakat kabul edelim ki, 25 yıl bir kadına/erkeğe bağlı kalmanın ‘imkansız’ kabul edildiği bir çağdayız; Steven Gerrard bir kaç gün önce, 1989 yılında başladığı Liverpool masalını bu senenin sonunda noktalama kararı aldı. Bu yazı biraz da Gerrard’a vefa borcu taşıyor!

9 yaşındaki Steve G. kendisinden bir yaş büyük kuzeni Jon-Paul’la birlikte gönül verdikleri renklerin genç takımıyla antrenmanlara başladı; henüz o sene dolmamıştı ki, Steve G. Liverpool-Nottingham Forest maçındaki seyirci izdihamının ardından oluşan kazalar zinciriyle derinden sarsıldı ve iki kişi çıktıkları yolda yapayalnız kaldı; daha sonra Hillsborough Faciası adını alacak olayda 96 Liverpool taraftarı hayatını kaybetti; o gün orada hayatını kaybedenler arasında 10 yaşındaki kuzen Jon-Paul da vardı.

Steven Gerrard liverpool hikayesi futbol ingiltere nolmus 1

Bir sene sonra futbol oynarken ayak parmağına orak saplanıyordu; parmağın kesilmesi gerektiğini söyleyen doktorların elinden çocuğunu kapan baba soluğu kulüp doktorlarının yanında alıyordu, parmak kesilmiyor, G. kaldığı yerden devam ediyordu!

Seneler geçiyor; tüm otoriteler oynadığı kulübün, futboluna dar geldiğini söylüyordu; olağanüstü golleri ve asistleri bir yana Britanya’nın Sherlock Holmes ve Doctor Who‘nun ardından evrene kazandırdığı efsanevi karakterlerden biri gibiydi; terinin son damlasına kadar mücadelesi başka türlü açıklanamazdı. Dünyanın en iyi gazeteleri, dergileri kendisinden bahsediyordu, galaksinin en iyi takımlarından teklif yağıyordu; G. her teklifi “Çayınıza şeker alır mısınız?” sorusu misali reddediyordu.

Futbol Dünyayı Nasıl Açıklar‘ kitabının önsözünde Franklin FoerEndüstri haline gelen futbolun karşısında duran genelde orta ve alt tabakadan insanlardır fakat endüstriyelleşmenin bir sonucu olan küreselleşme olmasaydı; onlar futbolun farkında olmayacaklardı” der. belki Steven Gerrard endüstriyel futbol sayesinde tüm dünyada tanındı; ancak o tüm zamanların en popüler ‘anti-endüstriyel futbol‘ savunucularından biri oldu.

Steven Gerrard liverpool hikayesi futbol ingiltere nolmus 3

Kulüplerin daima kar elde etmesi gereken şirketlere dönüştüğü; taraftarların sefa yoksa, cefa da yok felsefesiyle hareket ettiği; futbolcuların daima daha fazla şampiyonluk, daha fazla şan, daha fazla şöhret, daha fazla para hedefleyen robotlara dönüştüğü bu endüstride, takımı kötü sezonlar geçirdi; berbat sıralar elde etti çoğu zaman; Liverpool taraftarının hıçkıra hıçkıra ağladığı trajik bir çok finali kaybetti; bunların aksine dünyanın dev kulüpleri her dönem ona çok büyük paralar teklif ediyor; çok büyük kupalar ve şampiyonluklar vaat ediyordu; Steven Gerrard dimdik ayakta ve sevdiği renklere gönülden bağlıydı.

Pool’da bu kadar süre kalmasının sebebini hiç kimse bilmiyor, belki de hissettiği Liverpool sevgisi üzerine; kuzeninin yarım kalan Liverpool aşkını da ekledi; kendisinin futbol oynamaya devam etmesini sağlayan doktorlar yine Liverpool formalıydı yani tüm bunların üzerine vefayı da ekledi, kim bilebilir ki… Tüm dünyanın kesinlikle emin olduğu yalnızca tek bir nokta var; Steven Gerrard 25 senenin ardından yukarıda anlattığım sebeplerle unutulmaz bir figür oldu. Öyle ki, Gerrard’a ileteceğiz, ona ne söylemek isterdin, deseler; milyonlarca insanın hep bir ağızdan: “Sen de başını alıp gitme; n’olur tut ellerimi!” diyebileceği bir figür…