Her nesil farklı büyür. Aileler birçok kurallar, yasaklar belirlemeye çalışsa da; evden çok da uzakta tutamadıkları sinemalardır asıl o nesli şekillendiren. Çocuk büyürken anlar ki, en büyük hayat dersini beyazperdeden yansıyan o hikayelerden öğrenmiştir.

Bunu iliklerine kadar hissedenlerin başında 80’lerde çocukluk veya gençlik yıllarını yaşayan şanslı neslin geldiğine itirazı olan yoktur herhalde? ‘Back to the Future’ serisini sinemada izleyen yada ‘Dead Poets Society’ izleyip ilk ‘Carpe Diem’ diye bağıran bir nesle ait olmak!.. Çok heyecan verici.

Sinemadan çıktığınızda kendinizi sanki filmin baş kahramanıymış gibi hissettiren o filmlerin çıktığı yıllardan bahsediyoruz. Oradaki hayat derslerini duymaya hazır mısınız?

80'ler film nolmus 1

Ders 1: “İNSANLAR HER ZAMAN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR!”

The Breakfast Club“ı hatırlıyor musunuz? 5 farklı insanın aslında birbirlerinden çok da farklı olmadığını; sadece birbirlerine şans tanımaları gerektiğini anlamamızı sağlayan John Hughes imzalı güzel gençlik filmini izlemediyseniz çok fazla vakit kaybetmeyin deriz.

‘Büyüdüğün zaman kalbin ölüverir.’ 

http://youtu.be/ZXzlCpHK3-I



80'ler film nolmus 2

Ders 2: “GÜZEL BİR ŞARKININ AÇAMAYACAĞI KAPI YOKTUR!”

90’lar çocukları olarak; John Cusack’ın omzunda teyple sevgilisinin penceresinin önünde dikilmesini hiç anlamayacak olsak da bu hareketin çok romantik olduğunu inkar edemeyeceğiz. Onun kalbini nasıl kazanacağım şimdi diyorsanız, “Say Anything“e bir bakmakta fayda var.

‘Ben ona kalbimi verdim, o bana bir kalem verdi.’



80'ler film nolmus 3

Ders 3: “KENDİN OL!”

Sadece kendin ol; kim ne derse, insanları boşver demek için; “Sixteen Candles” veya “Pretty in Pink“i izlemeye ne dersiniz?



80'ler film nolmus 4

Ders 4: “TEKRAR, USTALIĞIN ANAHTARIDIR!”

Bruce Lee’nin tekrar tekrar söylediği gibi: “Ben 10 bin tekme atan adamdan korkmam, ama 10 bin antrenmanın ardından tekme atan adamdan korkarım.” Antrenmanın, tekrar tekrar çalışmanın ne kadar önemli olduğunu “The Karate Kid“den öğrenenler, kaç kişisiniz?

‘Hayat bizi yere serebilir fakat ayağa kalkıp kalkmamak bize kalmış.’



80'ler film nolmus 2233

Ders 5: “HAYALLERİNİZİN PEŞİNDEN GİDİN!”

80’li yıllarda gösterime giren çoğu film aslında, ‘hayallerinden asla vazgeçme’ mottosunu taşır. Bunu en iyi yansıtan filmlerden akla ilk gelen isim de “Flashdance“tir. Hayallerimizden çok çabuk vazgeçtiğimiz şu yıllarda, bazı değerleri hatırlamak için 80’ler sinemasının kapısını çalmak en iyi çare!

http://youtu.be/8NjbGr2nk2c



80'ler film nolmus 6

Ders 6: “AİLEN DE BİR ZAMANLAR GENÇTİ!”

Evet, bu kulağa garip geliyor ama onlar da aşık oldu, onlar da ergenlik yıllarını en korkunç yıllar olarak geçirdi, onlar da yaramazlık yapıp aileleri tarafından cezalandırıldı vs…

Ahh onları öyle görmek için neler vermezdim” dediğinizi duyar gibiyiz.

Ne yazık ki bunu görmenizi sağlayacak henüz bir zaman makinesi icat edilmedi. Biz şu an için sadece Dr. Emmett Brown’un icat ettiği DeLorean’la yolculuk yapan Marty McFly’la idare edeceğiz, en azından bir süre daha “Back to the Future” izlemeye devam!

‘Yol mu? Gittiğimiz yerde yola ihtiyacımız yok!’



5.0.2

Ders 7: “FİKİRLERİNİZLE DÜNYAYI DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ!”

Protestoları ve eylemin her türünü tuşların ardından Twitter’da yeşerttiğimiz şu yıllarda, ister istemez bize Robin Williams’ı sevdiren Mr. Keating’in “Dead Poets Society“de söylediği şeyler aklımıza geliyor: “Sözler ve fikirler dünyayı değiştirebilir.” Siz ne düşünüyorsunuz?


Ders 8: “DANSIN ZAMANI YOKTUR!”

80’li yıllar deyip, bir de üstüne danslardan bahsedeceksek tek filmle kurtulmak imkansız. (‘Fame’, ‘Dirty Dancing’, ‘Ferris Bueller’s Day Off’, ‘Footlosoe’) Herhalde bu neslin en belirgin özelliği çok özgün dans ediyor olmaları. (Hala “The Breakfast Club“taki dans sahnelerini sıkıldıkça açıp izleyenler olarak söylüyoruz.) İçinize biraz olsun yaşama sevinci katmak istiyorsanız bunu bir izleyin deriz!