iPhone’suz bir hafta geçirmeniz gerekse ne yapardınız? Neler hissederdiniz?

Benim için hiç de sorun olmazdı.” diyenler acele etmesin. Artık bilimsel veriler de gösteriyor ki iPhone dediğimiz oyuncak hayatımızın hatta vücudumuzun önemli bir parçası gibi hissettiriyor kendini. Bu cümleyi kurarken bile iPhone’a bir benlik ve ruh katıldı, evet.

Cep telefonu kullanımı, daha genel bir bağlamda mobil cihaz kullanımı günümüzün vazgeçilmez alışkanlıklarından biri haline geldi. Hayatımıza bu kadar dahil olmuş cihazlar elbette davranış biçimimizi ve bize dair belki de henüz farkında olmadığımız pek çok şeyi değiştiriyor. Missouri Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma gösterdi ki iPhone’dan ayrılmak kullanıcılarda önemli fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratıyor.

iphone ayrilik nolmus

iPhone’un mu bozuldu?!

Başka N’olmuş: Kağıt kesiği neden çok acıtır?

Çalışma için araştırma görevlileri iPhone kullanıcılarından bilgisayarlı bir ofis bölmesine girmelerini istedi. Katılımcılara deneyin amacının yeni bir tansiyon kelepçesinin güvenilirliğini test etmek olduğu söylendi. Katılımcılar önce iPhone’ları yanlarındayken kelime bulmaca oyunu oynadılar. Ardından ikinci kelime bulmaca oyunlarını iPhone’larını odanın başka bir noktasına koyduktan sonra tamamladılar. (Testi etkileyen bir bluetooth müdahalesi yarattığı gerekçesiyle gelen görevlilerin talebiyle iPhone’lar teslim edildi.) iPhone’ları yanlarında değilken araştırmacılar tarafından çaldırılan telefonlar katılımcılar tarafından sesleri duyulacak uzaklıktaydı. iPhone yanlarındayken yani ilk bulmacanın sonunda ve iPhone’ları uzakta öyle güzel güzel çalarken yaptıkları ikinci bulmacanın sonunda katılımcıların kalp atış hızı ve tansiyonu ölçüldü. Ayrıca endişe seviyeleri ve çalışmadan memnun kalıp kalmadıkları soruldu.

Başka N’olmuş: Dünyayı 4 kez turladı, kulak zarlarını patlattı: Tarihin en büyük gürültüsü

Neticede görüldü ki insanlar iPhone’ları yanlarında değilken ve uzakta bir yerde çalıyorken endişeliydiler. Kalp atış hızı ve tansiyonlarında kayda değer bir artış görüldü. Ayrıca -belki de beklenmedik bir sonuç olarak- bulmacalardaki başarıların da farklılaştığı, ikinci bulmacayı yaparken yaşanılan endişe sebebiyle daha kötü sonuçların elde edildiği gözlendi.