Tam Batı’da bir MBA programına katılacakken, tüm “ideal” planları bir kenara bırakıp kişisel yolculuğuna çıkan Bahar, bu yolculuktaki spiritüel günlüğünü bizlerle paylaşıyor. ODTÜ Sosyoloji bölümünü bitirdikten sonra e-ticaret, pazarlama, web içerik yönetimi alanlarında çalışan Bahar katıldığı eğitimlerde ve kamplarda meditasyon pratiğinin önemini keşfetti. Yoganın 5 ögesini temel alan yaşam şeklini derinlemesine öğrenerek, hayatına adapte etmek istediği için Türkiye’deki hayatını bırakıp yola çıktı.

Ezber bozan tespit insanı, ebedi öğrenci, spiritüel yolcu Bahar’ın, namıdiğer Bhavani Bahar‘ın spiritüel günlüğünden yazılar paylaştığı serinin 7. bölümündeyiz. Önceki bölümler için: 1.bölüm;2.bölüm3.bölüm;4.bölüm; 5.bölüm; 6.bölüm

Bir Günde Üç Lütuf, Üç Lanet

Bhavani Bahar 14062016 1

I.
Dört küçük, bir de büyük bölmeli emaye tepsiyi yemek sonrası her zamanki gibi sudan geçiriyordum. Elimdeki kaşıkla tepsideki yemek artıklarını kazırken aslında aşk kavramının nereden geldiğini; üstüne destanlar yazılmış, imparatorluklar yakılmış bu olgunun sadece duyularla beslendiğini ve duyuların kontrol edilmedikçe insanı ne noktalara getirdiğini düşündükçe gözlerimi açıp açıp tepsiyi yıkamaya devam ediyordum. Aşk; bir yanda bütün dünyayı kucaklatırken, aynı zamanda magmanın dibini de boylatabilen duygu bonusu, tutku seli, duyuların geçici doğasından beslenen bir olgu bana göre. Bu tespitleri yaparken eski aşkların dalgalarında nasıl sörf yaptığımı düşündüm ama sanki tanımadığım birini gözlemliyordum sadece. O esnada nasıl derin kazıyorsam tepsiyi, Kalyani birinden hıncımı çıkardığımı düşünmüş. Ama aslında “aşk hem lütuf hem de lanet” diyordum içimden. Bu konunun Tayland’da ilk kaldığım manastırın öğretisiyle sindirmesi zor olan bambaşka bir boyuta geçeceğini bilmiyordum.

Bhavani Bahar 14062016 4

II.
Tam bu fasıl bitti; karma yoga yapmaya giderken Balveer durdurdu. Balveer’den daha önce hiç bahsetmemiştim. Eğitim boyunca yaşadığımız deneyimleri ve aydınlanmaları paylaştığımız derin bir bağ vardı Balveer’le, tıpkı Dhidam ve Kalyani’yle olduğu gibi. “Bir süredir fark ettiğim bir şey var, kendimden korkuyorum bazen” dedi. Bahsettiği konu düşünceleriyle istediğini kendine çekmek; istemediğini uzaklaştırmak ama bunu kontrollü yapmamak… Bu deneyimin kontrollü hali, zihin ile kurulan çok özel bir ilişki bence. Ayrıca kontrollüyken çok keyifli, kontrolsüzken de bir o kadar yanıltıcı. Çünkü şimdiye kadar iyi niyetle hizmet yolunda yönlendirdiğim düşünceler tam bir lütuf iken bunun yanında süper güç gibi gelen ve egoma kibirle yaslandığım düşünceler tam bir lanet gibi karşımda dikilip durdu.

Bhavani Bahar 14062016 3

Yolda karşılaştığım bu deneyimi şimdi ondan duymak beni gülümsetti. Ne yapacağını sordu; ne yaptığımı düşündüm. Her düşüncede niyetimi gözden geçirmek, süper güç tuzağına düşmekten kurtarıyor aslında. Yani, şunu demek istiyorum. Otobüste yanımdaki koltuğa, karşıdan gelen, yüksek sesle telefonun diğer ucundakine söylenen kişinin oturmamasını sayıklarken gidip sahiden başka koltuğa oturması, aylardır konuşmadığım arkadaşımı düşündükten bir saat sonra bana mesaj atması, yola çıkmadan önce niyetlendiğim her şeyin önüme çıkması, kendimi iletişime kapattığım zaman kimsenin bana ulaşmaması gibi durumlar tesadüf değil. Fakat iyi niyet barındırmadan bunu süper kahraman gibi güç gösterisi halinde yönlendirmek anca deneyimi sığlaştırmak olur.

Bhavani Bahar 14062016 2

Balveer’in sorusuna cevabımı somutlaştırmak için fiziksel güç üstünden gittim. Bir keresinde asana dersinde omuz duruşunda bana düzeltme yapacaktı. Havada duran bacaklarıma hafif dokunuşla düzeltme yapması gerekirken bileklerimden kavrayıp beni baş aşağı havaya kaldırınca sınıfta çığlık ve kahkaha arası sesler yükselmişti. Gücünün farkında olmadığı için kontrolsüzce yapmıştı onu. Sakatlanabilirdim ama bunun olabileceğinin farkında değildi. Aynı şekilde düşünceleri kanalize etmek lütuf iken bu eylemin gücün kontrolsüz kullanımı ile harmanlanmış hali kolaylıkla deneyimi lanete döndürebilir. Nihayetinde bu enerjiyi farkındalıkla kontrol etmek, süper kahraman yanılgısına düşmeden yönlendirmek yine meditasyon ile açılan bir kapı.

Bhavani Bahar 14062016 5

III.
Karma yoga esnasında tahmin etmediğim bir şey oldu. Zihin öyle bir yükseldi ki kendi içinde esti, estirdi. Önceden çağırsalar gitmediğim plajlı partili aktivitelerin bangır bangır müziğinde dans edesim geldi. Nedenini ise bulmak pek de zor olmadı; iki gün arka arkaya karma yoga yaparken Kalyani’nin ipod’undan müzik dinledim. Ama geçtiğimiz 6 hafta boyunca bünyeye hiç yüksek sesli ve modu yükselten müzik vermeyip bir anda yüklenince zihni dürttü; etkiye tepki geldi. Bu yükselişin sadece sanrı olduğunun bilincinde olsam da bunu içimde tuttukça gereksiz büyüyeceğini fark ettim.

CD541DE0-A6BB-44AE-A5B5-F22DE0D6F6A5

Paçalar sıvanmış, elimde süpürgeyle Ana’nın yanına koşup günah çıkardım. Ana, yatakhanede Kalyani ile kaldığımız bölmedeki üçüncümüz, yatakhaneden sorumlu, sert duruşlu dünya tatlısı bir karma yogin. Dedim ki “Şehirdeki çeşitliliğin içine doğdum; göbeğinde büyüdüm. Dışarıdaki o çeşitlilikten sonra burada kalırken zorlanıyorum bazen. İki gündür müzik dinlemek zihni dürtüyor. Düşünsene, yakında buradan çıkıyorum ve aşram hayatından uzakta, çeşitlerin ve kalabalığın içinde olacağım tekrar. O zaman ne olacak?” Nasıl dehşet içinde baktıysam o durumdan çekip aldı beni: “Şimdi buradayım. Ne kadar kalacağımı bilmiyorum. Senelerdir birçok yer gezip bir sürü şey yaptıktan sonra burada bakıyorum ki yalnızım. Yani siz varsınız burada, evet, ama insan yalnız.

Aslında kendi durumundan bahsediyordu ve cevap alakasız göründü başta ama sonuçta beni de alıp yalnızlık duvarına çarptırdı. Durup bir düşününce manasız geldi on dakika önce anlattıklarım. Bütün sanrılar, yalnızlığın özgürleştirmesi ve benliği bulma şemsiyesi altında kayboldu. Sadece başka açıdan baktım; zihin değişiverdi bir anda. Zihnin kendisi de tam bir lütuf, tam bir lanet.

Bhavani Bahar 14062016 1133

Soldan sağa Kalyani, Ana, Bhavani, Balveer