Kafamızda veya bedenimizde bir dertle sokağa çıktığımız günlerde, etrafımızdaki insanlara bakıp düşünürüz: “Belki şimdi tıpkı benim gibi onun da bir derdi var; midesi ağrıyor belki, az önce karısıyla kavga etti veya hastanede yatan babasının yanından dönüyor, kim bilir… Ve tıpkı benim gibi, dışarıdan bakıldığında hiçbir derdi olmayan bir insan gibi yürüyüp gidiyor yanımdan.” İşte öyle zamanlarda, her gün sokakta gördüğümüz ve empati kurmayı aklımıza bile getirmediğimiz sayısız “yabancıyı” düşünürüz. İnsan olmanın garip doğası, çoğunlukla bir derdimiz olduğunda aklımıza getirir empati kurmayı.

Becky Nielsen adlı genç bir kadın, New York‘da, The Breakfast Spot adlı bir restoranda garson olarak çalışıyor. Nielsen’in iş yerinde başına gelen ilginç bir olay ise bir yabancıyla empati kurabilmenin yarattığı eşsiz duyguyu mükemmel şekilde anlatıyor. Bir gün, müşterilerden birinin ödediği hesabı almak üzere masasına giden Nielsen, 77.92 dolarlık yüklü bahşişin yanı sıra göz dolduran şu notu buluyor.

“Hayat kısa, dün gece bir arkadaşım öldü. Lütfen sevdiğin biriyle bir gecenin keyfini çıkar! Hayat çok kısa!”

garsona-birakilan-not-1

Nielsen masaya geldiğinde ne yazık ki ona bu iyiliği yapan kişinin çoktan gittiğini görüyor. Fakat tıpkı bahşişi bırakan kişinin önerdiği gibi bu parayı sevdiği insanlarla geçireceği bir akşam için harcamaya karar veriyor.

Ölümler, kayıplar, ihanetler, kavgalar hayatı çekilmez kılıyor gibi görünse de onları iyiliğe, güzelliğe çeviren insanlar yaşama olan inancımızı arttırıyor. Tıpkı Nielsen’e bu iyiliği yapan kişi gibi…

Başka N’olmuş: 1979 yılından beri kendi eliyle diktiği ağaçlarla koca bir orman yarattı

Jadav Payeng Molai ormani tek basina yillardir agac dikiyor 2

h/t: brightside