Arzuları, istekleri, depresyonları olmayan “cefakar ana” tanımı, çocuk doğuran kadınların karakterini yok sayıyor, onları tipleştiriyor. Hata yapma lüksü kalmayan ve dolayısıyla “biri” değil “anne” olan kadınlarda insana ait tepkiler gördüğümüzde oldukça şaşırıyoruz. Fotoğrafçı James Friedman‘ın çalışması da yine bizi şaşırtacak cinsten. James’e göre, onun annesiyle olan ilişkisi fazlasıyla gizemliydi. Çocukluğundan beri annesiyle fazla bir yakınlık kuramayan fotoğrafçı, buradan hareketle, annesini öldüğü ana kadar fotoğrafladığı bir projeye başladı.

Friedman’ın “1.029.398 Sigara” adlı fotoğraf serisi, fotoğrafçının 9 yaşından beri çektiği anne fotoğraflarını içeriyor. İlk sigarasını 11 yaşında içen Dorothy Friedman’ın yaşamının 30 yılını ve içtiği bir milyondan fazla sigarayı anlatan seri, aynı zamanda anne-oğulun tek ortak iletişim aracı niteliği taşıyor.

James, çocukken annesinin onu öptüğünü bile hiç hatırlamıyor ve bu yüzünden Dorothy Friedman’ın portre fikrine nasıl bakacağını kestiremiyordu. Fakat bu fikri annesine açtığında şaşırtıcı bir karşılık aldı: Dorothy onunla iş birliği yapmayı kabul etmişti.

Fotoğrafçı, çektiği fotoğraflar sayesinde annesinin hiç görmediği bir tarafını gördü ve yıllar sonra annesini tanıma fırsatı buldu. “Bana bu konuda hiç olmadığı kadar cömert davrandı ve istediğim gibi poz verdi.” diyor.

Anne-oğul arasındaki bu iş birliği öyle bir iletişime dönüştü ki Dorothy hastalanıp hastaneye düştüğü zaman bile oğlunun fotoğraf çekmeye devam etmesini istedi. Bu James’i daha da şaşırttı. Çünkü annesi mükemmel giyinen ve görünümüne oldukça önem veren biriydi.

James, annesinin bu çalışmaya neden katılmayı kabul ettiğini asla bilemese de, bu seriyi mesleği olan fotoğrafçılıktan çok daha fazlası olarak görüyor: “Annemin hastalığında çekilen fotoğraflar, sanırım onun bana son armağanıydı.”

 

h/t: featureshoot

Başka N’olmuş: Henüz 9 yaşında bir çocuk evsizlere yardım edebilir mi?