Tam Batı’da bir MBA programına katılacakken, tüm “ideal” planları bir kenara bırakıp kişisel yolculuğuna çıkan Bahar, bu yolculuktaki spiritüel günlüğünü bizlerle paylaşıyor. ODTÜ Sosyoloji bölümünü bitirdikten sonra e-ticaret, pazarlama, web içerik yönetimi alanlarında çalışan Bahar katıldığı eğitimlerde ve kamplarda meditasyon pratiğinin önemini keşfetti. Yoganın 5 ögesini temel alan yaşam şeklini derinlemesine öğrenerek, hayatına adapte etmek istediği için Türkiye’deki hayatını bırakıp yola çıktı.

Ezber bozan tespit insanı, ebedi öğrenci, spiritüel yolcu Bahar’ın, namıdiğer Bhavani Bahar‘ın spiritüel günlüğünden yazılar paylaşacağı serinin 4. bölümündeyiz. Önceki bölümler için: 1.bölüm; 2.bölüm; 3.bölüm.

bhavani bahar nolmus gunluk 2504 9

Ego törpülemek: Çeşitlilikte birlik

I.
Doğanın içinde kaldıkça çeşitli börtü böceğe alışmak benim için başka bir dönüşüm deneyimi. Zira börtü böcekten huylanıp sabahladığımı hatırlarım. Önceden olsa o korkuyla başa çıkmamın bir yolu, yattığım karyolanın altına ve kaldığım bölmenin etrafına böcek ilaçları yerleştirmek olurdu. Şu an anlıyorum ki insanın insan dışında herhangi bir canlıya kolayca zarar verebilmeyi olağan görmesi, mesela ısıran bir sivrisineği bir hamlede yakalayıp öldürmesi, insanın kendi dışında bir canlı türünden daha üstün olduğunu gösterme çabasının bir dışa vurumu. Yani, böcek benim yaşam alanımı kabullenmiş, orada kendi halinde dolaşıyorken benim onunkini kabullenmeyip onu yok etmeye çalışmamda egosantrizm var aslında.

Burada herkesin kendinden farklı tüm canlı türlerine özen göstererek onlarla iç içe yaşadığını görüyorum. Mesela burada bir ineğe sadece bir kişi dokunabiliyor ve o ineği sadece o kişi sağabiliyor. Giriş katındaki yurtta fare var. Herkes kendi haline bırakıyor; “onlar insanların yaşam alanını değil, insanlar onların yaşam alanını işgal etti” düşüncesi ile beraber yaşayıp gidiyoruz. Bir flashforward yaptığımda, yurtta fareleri minnoş bulmaya başlayıp tıkırtılarıyla tatlı tatlı uykuya daldığımı itiraf edebilirim. Koridorda koşturması, yan bölmede kalan arkadaşımın kurabiyesini kemirmesi gibi şeyler çok olağan artık.

bhavani bahar nolmus gunluk 2504 4

İnsanın kendini merkeze koyup kendinden farklı olanı ötekileştirmesi, öteki olanı ortadan kaldırma ya da ondan üstün olma çabası sadece diğer canlı türleriyle olan ilişkilerin değil, insanlar arası ilişkilerin de çoğunlukla taşıdığı bir dinamik. Bana göre yeryüzünde huzur ve barış, birlikle ve iyi niyetle hizmet ederek kök salıyor. Kişisel bazda baktığımda çeşitlilikte birlik kavramı ile bu huzur hayatıma dalga dalga yayılıyor. Biliyorum ki ilk önce kendi düşünce yapımı ve eylemlerimi çeşitlilikte birlik prensibiyle şekillendirdiğimde dünyada aynı değişimi görmeye başlayabilirim. Makro ölçekte görmek istediğim değişimin mikro ölçekteki hali oluyorum.

II.
Yılbaşı gecesi… Satsang salonunda 33 kişiyiz; daire şeklinde yerde oturuyoruz. Herkesin cevapladığı iki soru var: “2015 yılına nerede, nasıl ve kimle girdin? 2015 yılında hayatında olan en iyi şey neydi?” Gözlerim doluyor bunları düşünürken. Çünkü geçen yılbaşında uyanış çoktan başlamıştı. Ne yapacağımı tam bilmiyordum ve sadece para biriktirmem gerektiği için çalışmaya devam ediyordum. Bunu düşünürken sıra bana geliyor: “2015’te yaptığım en iyi şey: İstanbul’daki hayatımı bırakıp, işten ayrılıp kişisel yolculuğa çıkmak; hayatımda “gerçek” gelmeyen birçok şeyden uzaklaşıp edindiğim vizyon üzerine yola çıkmak. Şifa aracı olmaya niyet ediyorum ve şifa yolunda dünyada görmek istediğim değişimin kendisi olmaya başlıyorum. Bu doğrultuda misyonlar edinmek için yeni yılda buradayım.

bhavani bahar nolmus gunluk 2504 1

III.
Telefondan uzağım. Geceleri gözümü kapatmadan önce, sabahları gözümü açar açmaz telefona bakmak aklıma gelmiyor önceden olduğu gibi. İnternet kullanmak istesem bile zor oluyor; sadece 18.30-19.30 arası wi-fi bağlantısı var ve herkes bir anda yüklendiği için yarım saatte bir e-postayı belki gönderebiliyorum. Pek de önemi yok aslında. Dhidam ve ben uzaktakilerle iletişim konusunda “sesim çıkmazsa anlayın ki iyiyim; merak etmeyin” prensibindeyiz.

Burada kendi dünyamdayım; birileri geliyor, birileri gidiyor. Bu böyle; yolun kesişiyor birileriyle, herkes bir nedenle giriyor birinin hayatına, bir nedenle çıkıyor hayatından. Yoluna çıktığım her yolcuda bir sınav; her “merhaba“nın içinde saklı bir not var. Eğitimin başlamasına bir gün var. Yatağın kenarına oturmuş nasıl geçeceğini düşünürken olduğum bölmenin kapısında gülümseyen parıl parıl iki göz ve kocaman bir sırt çantası görüyorum; Kalyani hoş geliyor.

bhavani bahar nolmus gunluk 2504 7

IV.
Aşrama adım attıktan iki hafta sonra ilk kez dışarı çıkıyorum. Dhidam ve Kalyani’yle camları olmayan, 70’lerden kalma bir otobüste, üzerimizde onlarca gözle yakınlarda bir kasabaya gidiyoruz. Sokaklar toz toprak; her yerden arabalar ve motosikletler geçiyor. Beş kişinin bir motosiklete bindiği yerdeyiz. Bir arabaya kaç pinpon topu sığar, analitik düşünmenin ne önemi kalır burada? Bitmeyen korna sesleri var arka fonda. Karşıdan karşıya geçerken sürekli seri bir şekilde sağa sola baksam dahi bakmadığım bir yerden başka bir araç çıkıyor. O kaosun içinde trafiğin kuralsız düzeni var. Ramanomess diye ünlü bir lokantaya gidiyoruz. İki hafta sonra ilk kez yogik diyetin dışına çıkıp adını hatırlamadığım bir tür kızarmış sebzeli hamur yiyorum. Onları sindirmek için beden ne kadar çaba sarf ediyor; yediğim yemek bedeni ne kadar yoruyor bunu gözlemliyorum.

bhavani bahar nolmus gunluk 2504 6

V.
İlk hafta boyunca içimden kaç kez “n’oluyoruz, nasıl geçecek bütün eğitim?” diye sorduğumu hatırlamıyorum. Zaten sadece soruyu sormaya vakit bulup dahasını düşünemeden başka bir derse koşturmaya devam etmem gerekiyor. Uzun vadede huzur veren dönüşüm kısa vadede acıtıyor; ilk günlerde kelimenin tam anlamıyla örseleniyorum. “Ice bucket challenge” gibi başımdan aşağı bir kova buz boşaltılmışçasına ayılmış hissediyorum programın yoğunluğunda. Varkala’da kıyıda okyanusa arkam dönükken dalganın gölgesini üstümde görmemle beraber dalganın çarpıp beni süpürdüğü zaman hissettiğim çaresiz teslimiyet aynen burada var. Tam anlamıyla disiplin, odak, dayanıklılık gerektiren ve ego törpüleyen bir eğitim. Kurumsal hayatta zihin yönetimi diye tanımlanabilecek türden; tamamen zihni tanıyıp kontrolünü öğreniyorum.

Zihni tanımak ufak bir çocuk ile iletişim kurmak gibi. Küçük bir çocukla ilişki kurarken nasıl davranıyorsam zihnime de aynı şekilde yaklaşıyorum. “Dondurma mı istedin? Tamam tatlım bir yeşil çay içelim, sonra dondurmaya da gideriz” tadında eyliyorum zihni. Günlük hayatta yaptığım herhangi bir eylemin hangisini zihin istiyor hangisini “ben” istiyorum? Bu soruyu sıkça sorar oluyorum kendime. Bu arada karma yogalar dağıtılıyor. Yurtta kaldığım katın süpürülmesi ve silinmesi hizmeti bende. İlk gün paçaları sıvamış, elimde kısacık bir çalı süpürgesiyle yeri süpürürken şimdiye kadar egoma ne kadar sığınıyormuşum onu fark ediyorum: “Hiçbir şeysin Bahar.”

bhavani bahar nolmus gunluk 2504 8