İKSV’nin sonbahar karşılaması olarak bu yıl 13. kez düzenlenecek olan Filmekimi 11-17 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da. Mini festival bu yıl Beyoğlu ve çevresini aşarak Kadıköy’e de sıçrıyor, salonları arasına Rexx’i de katıyor.

7 gün boyunca 43 film izlenebilecek etkinlik kişisel tarihime en az film izlediğim festival olarak geçecek gibi duruyor. Size kişisel seçkimde yer alan 6 filmi sunuyorum. Tavsiye edilir.

A PIGEON SAT ON A BRANCH REFLECTING ON EXISTENCE

“İnsanları Seyreden Güvercin” diye Türkçe’ye çevrilen film İsveç sinemasının usta yönetmeni Roy Andersson’in İkinci Kattan Şarkılar (2000) ve Siz, Yaşayanlar’ın (2007) ardından “yaşayanlar” üçlemesini tamamlayan son eseri. Dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde festivalin büyük ödülü olan Altın Aslan’ı kazanan film, iki gezgin satıcıyı izliyor. Çağdaş zamanların Don Kişot ve Sanco Panza’sı gibi, bu iki gezgin adam, günümüzün, geçmişin ve geleceğin karmakarışık dünyasına bir bakış atıyor. Yönetmen “yeni filmim Dostoyevski’den fazlasıyla etkilenmiş durumda” derken bize de topuklarımızı popomuza vura vura salona koşmak düşüyor.

http://www.youtube.com/watch?v=MhpedyLXevo


WHIPLASH

Damien Chazelle’in Sundance’te hem İzleyici Ödülü’nü hem de Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan son filmi Whiplash, acımasız bir caz ustasıyla 19 yaşındaki hevesli davulcu öğrencisi arasındaki gerilimli ilişkiyi ele alıyor.


DEUX JOURS, UNE NUIT

“İki Gün, Bir Gece” Dardenne kardeşlerin son filmi. Bu filmi izlemek için bundan daha fazla bir şey söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama Cannes’da Altın Palmiye için yarışan film, işini kaybetmemesi için çalışma arkadaşlarını alacakları primden vazgeçirmeye çalışan fabrika işçisi Sandra’nın iki gününü konu alıyor.


MOMMY

Her festivale bir film yetiştiren Xavier Dolan, son filmi Mommy’de ergen oğlu Steve’i tek başına büyütmeye çalışan dul anne Diane’ın hikayesini anlatıyor. Filmin yönetmenliğini, senaryosunu, kurgusunu ve hatta kostüm tasarımını yapan Dolan bu yıl Cannes’dan jüri ödülünü alarak döndü. Dolan’ın bu ödülü Godard ile paylaştığını da belirtmek lazım.


ADIEU AU LANGAGE

“Usta yönetmen Jean-Luc Godard 3 boyutlu film yaparsa nasıl olur?” sorusunun cevabı olan “Dile Veda”, 83 yaşındaki harika adamın 39. uzun metraj filmi. Godard farklı video formatları kullanımı, benzersiz 3D denemeleri, sarsılmaz bir mizahi bakış, edebi alıntılar ve yine bolca kelime oyunları aracılığıyla küreselleşmeden devlet şiddetine, klasik müzikten aşka birçok konuya değinirken sinemanın sınırlarını da zorluyor.


BOYHOOD

“Çocukluk”, Richard Linklater’ın film çekim alanında yaptığı bir deney olarak izlenebilir. 2002’den 2014’e, 12 yıllık bir surede gecen, 12 yıla yayılarak çekilen, aynı oyuncuları bu 12 yıl boyunca izleyen film bir büyüme hikayesini anlatıyor.

Biletler bu Cumartesi, 27 Eylül’de, saat 10:30’da satışa çıkıyor. Laleliyseniz o ayrı tabii. Biz sabahın köründe sırada olacağız. Bilet sırasında ya da seanslarda karşılaşmak dileğiyle.

Filmlerin tamamına ve festival hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.