Onlar hiçbir zaman genelgeçer güzellik kriterlerine uymak için çaba harcamayan, “sıfır beden” olabilmek için kendini aç bırakmayan, büyük bir özgüvenle “makyajsız” dışarı çıkabilen kadınlar. Onlar yolunda gitmeyen her şeye, hastalıklara, kalp kırıklıklarına rağmen ayakları üzerinde durabilen kadınlar. Onlar güzelliği ve gücü yüzyıl tanımayan kadınlar.

1) MARILYN MONROE

marilyn frida guzelligi ve gucu zamansiz kadinlar

Asıl adı Norma Jeane Mortenson olan, bizim Marilyn Monroe olarak tanıdığımız bu mükemmel kadın, 1962 senesinde aramızdan ayrılmasına rağmen, hala çoğu kadının idolü. Aşkları, evlilikleri, erotik filmlerde rol alması, dengesizlikleri sebebiyle o zaman da kimsenin dilinden düşmüyordu. Babasız büyüdü ve annesinin psikolojik rahatsızlıkları vardı. Aslında “ailem” diyebileceği kimsesi yoktu; bu sebeple hayatına aldığı bütün adamları “ailesi” yerine koyuyordu. Onlardan fiziksel ve psikolojik şiddet görüyordu. Yine de o, aşk’a aşıktı. Denemekten asla vazgeçmedi.

Psikiyatristi tarafından “Paranoid Şizofreni Sınırında” teşhisi kondu. Çok güler, çok ağlardı; pek çok kadın gibi.
New York’a aşıktı ancak orada çok kısa bir süre yaşayabildi, hep bir yerlerden gitmek istedi, gidemedi; herkes gibi.

“Daha zayıf” olabilmek için uğraşmadı; olduğu gibi güzeldi. Kırmızı ruju ve elmacık kemiklerinin altına sürdüğü kırmızı allığı, gözkapaklarına çektiği siyah kalemi, sarı saçları ile gelmiş geçmiş en seksi kadınlardan biriydi.

2) AUDREY HEPBURN

audrey frida guzelligi ve gucu zamansiz kadinlar

Babasız büyüdü ve annesiyle birlikte göçebe bir hayat yaşadı. Onu mutlu eden tek şey bale yapmaktı. Almanya’nın Hollanda’yı işgali sırasında pek çok sıkıntı yaşadılar; annesinden başka kimsesi yoktu. Yaşadıkları kıtlık sebebiyle pek çok hastalık geçirdi Audrey; bunlar bale yapmasına engeldi artık. Müzikallerde rol almaya başladı. Bir süre sonra film teklifleri kapısını çalacaktı; teklifleri değerlendirmeye başlayacak ve tüm asaletiyle ekranlarda parlayacaktı.

Artık karakteri ve tarzı oturmuş, tanınan bir kadındı. Ancak mütevazılığından ve yeteneğinden hiçbir şey kaybetmemiş; kendini daha da geliştirmişti. Kıvrımlı hatların popüler olduğu bir dönemde fazlasıyla zayıf ve uzun boyluydu; bunu aksine çevirmek için hiçbir yola başvurmadı. “Audrey Look” denen bir stil akımının oluşmasını sağlamıştı; mini siyah elbiseler, şık topuzlar, inci takılar… Neredeyse hiç makyaj yapmazdı; ihtiyacı da yoktu.

Defalarca aşık oldu ve en sonunda hayalindeki adamla evlendi. Her şey yolunda giderken, iki defa düşük yaptı ve bu durumu “Hayatta en çok istediğim şey bir çocuğumun olmasıydı. Daha fazla acı çektiğimi hatırlamıyorum. Babam gittiğinde bile bu kadar üzülmemiştim.” sözleriyle açıkladı. Daha sonra bu hayaline kavuştu ancak bu sefer de eşini kaybetmişti. Bunun üzerine iki evlilik daha yaptı. O da asla aşktan ve denemekten korkmadı, bütün hayal kırıklıklarına rağmen…

Son yıllarında UNICEF İyi Niyet Elçisi olarak kendi hayatını ve başkalarının hayatlarını iyileştirmeye çalıştı. Tüm güzelliğiyle, temiz kalbi ve samimi gülüşüyle güçlü kalmaya devam etti.

3) BRIGITTE BARDOT

guzelligi ve gucu zamansiz kadinlar bardot

Kahkülleri, çilleri, ayrık dişleriyle tanındı ve bir güzellik ikonuydu. Kabarık saçları, masum gülüşü ve bir o kadar seksi bakışlarıyla ekranlara çıkmadan önce; balerinlik ve modellik yaptı. Pek çok tanrıçanın aksine; şanslı ve mutlu bir aileye sahipti. Ancak bu da çalkantılı bir aşk hayatı yaşamasına engel olmadı. Dört evlilik yaptı ve defalarca kez aşık oldu.

Kadın bağımsızlığının ve cinsel özgürlüğünün en önemli sembollerinden biriydi. Rol aldığı filmlerde çok cesur sahnelere imza attı ve bu yüzden hakkında çıkan söylentilere hiçbir zaman kulak asmadı. Fikirlerini hiç korkmadan, dürüstçe belirtirdi. Simone de Beauvoir tarafından “2. Dünya Savaşı sonrası Fransa’sının ilk ve en özgür kadını” ilan edildi.

Psikolojik sorunlar yaşadığı dönemler de oldu fakat karakterinden, duruşundan asla ödün vermedi.
Emekliliğini açıkladıktan sonra hayvan hakları ile ilgili pek çok çalışmalar yapmaya başladı. Derneklerde görev aldı ve sahip olduğu mücevherlerin çoğunu açık artırmayla satıp, pek çok derneğe bağışta bulundu. Şu anda kendisi aramızda ve mücadeleyi asla bırakmadı.

4) ELIZABETH TAYLOR

guzelligi ve gucu zamansiz kadinlar elizabeth taylor

Menekşe rengi gözleriyle dünyaca ünlü bir aktristi. Sert bakışları, belirgin yüz hatları ve muhteşem oyunculuk yeteneğiyle herkesi etkilemeyi başarmıştı.

İlk evliliğini on sekiz yaşında yaptı ancak çok kısa sürdü. Eşinden şiddet gördüğü söylentileri dolaşıyordu. Ölümünden yıllar sonra ilk evliliğinde giydiği gelinlik satışa çıktı ve bu onun aynı zamanda bir moda ikonu olduğunun da kanıtıydı. İlk hayal kırıklığının ardından yedi evliliğe daha imza attı. O da aşk’a aşık bir kadındı, sevmekten vazgeçmeyen. Öyle ki; aşklarından biri uğruna dinini bile değiştirdi. İlişkilerinde ve kariyerinde asla sınır tanımadı.

Astım hastası olması sebebiyle pek çok zorlukla ve tedaviyle boğuştu. Zaman zaman kilolarıyla da başı derde giriyordu; ama kendisiyle barışık olmaktan asla vazgeçmedi.

Son yıllarında kendini hayır işlerine verdi. AIDS’i dünyaya duyurmak ve tedavilerine destek olmak için büyük çaba gösterdi.

5) JAYNE MANSFIELD

jayne mansfield frida guzelligi ve gucu zamansiz kadinlar

Müzisyen bir baba ve öğretmen bir annenin kızı olan Jayne Mansfield, zamanın en popüler pin-up kadınlarından biriydi. Marilyn Monroe’ya olan benzerliğiyle de dikkat çekiyordu ve kimi zaman bu benzerlik yüzünden acımasız eleştirilere maruz kalıyordu.

Henüz 3 yaşındayken babasını kaybetti ve annesiyle beraber zor zamanlar yaşadılar. Lise yıllarında keman ve dans dersleri almaya başladı ve ilk eşi Paul Mansfield ile tanıştı. Sinema sektörüne girmek istiyordu ancak işler istediği gibi gitmiyordu. Sinema salonunda şeker satarak para kazandığı bir dönem bile oldu. Ancak asla vazgeçmedi ve hayallerindeki gibi filmlerde oynamaya başladı.

Beş yabancı dil biliyordu. İkinci eşi Mickey Hargitay ile beraber yaşadığı 40 odalı pembe köşk de dönemin en çok konuşulan şeylerinden biriydi. Pembe Köşk’te daha sonra ünlü Beatles davulcusu Ringo Starr yaşadı ve köşkü yeniden dekore ettirdi. Jayne, kısacık hayatına 3 evlilik, 5 çocuk ve sayısız film sığdırdı. Kendine güvenen, mutlu ve çok güzel bir kadındı ancak herkes onu trajik ölümüyle hatırlıyor. Oysa ki gözlerde canlanması gereken tek şey o muazzam gülümsemesi.

BONUS: FRIDA KAHLO

frida guzelligi ve gucu zamansiz kadinlar 1

Doğumundan sonra annesi hastalandığı için Kızılderili bir süt anne tarafından büyütüldü. Hayatı, 6 yaşındayken geçirdiği bir kaza sonucu bacağının sakatlanmasıyla ve onunla “tahta bacak Frida” diye dalga geçmeleriyle daha da zor hale gelmişti. 18 yaşına geldiğinde çok daha ağır bir kaza geçirdi ve vücudunun pek çok yeri hasar gördü. Frida artık yataktan kalkamaz hale gelmişti. 32 ameliyat geçirdi. Bu kaza onu resim yapmaya itmişti ve Frida muhteşem tablolarının ilk adımlarını bu dönemde attı.

Sanat ve politika çevrelerinden insanlarla tanışmaya ve tekrar yürümeye başlamıştı. Ve büyük aşkı Diego Rivera ile de bu dönemde tanıştı. Diego Rivera, son derece çapkın bir adamdı ve Frida’ya hiçbir zaman sadık olmadı. Onu pek çok kez, Frida’nın kız kardeşiyle bile, aldattı. Frida bu sırada defalarca bebek sahibi olmaya çalıştı ancak hiçbir denemesi başarılı olmadı; bedensel yapısı artık çocuk doğurmaya müsait değildi. Kaşlarını ve bıyıklarını almaz, aksine daha da belirginleştirip çıkardı insanlar karşısına; koyu bir feministti.

Diego’nun sadakatsizliklerine dayanamayıp ondan ayrıldığında, içkiyi ve sigarayı artırdı, saçlarını kısacık kesti ve erkek kıyafetleriyle dolaşmaya başladı. Bütün bu sorunlar onun çöküşünü hızlandırsa da, Frida hayatı boyunca zorlukların üstesinden gelebilmiş bir kadındı. Günlükleri, tabloları, siyasi kişiliği, giyim tarzı ve feminist duruşuyla bir ikon haline geldi. Kendinden “devrimin kızı” diye bahsederdi ve aradan geçen zamana rağmen o, yaşamış en güçlü kadınlardan biri.

Başka N’olmuş: Frida’nın 50 yıl boyunca kilitli kalan gardırobuna giriyoruz

frida kahlo cover elbise dolap esya