İnsanlar kendilerini farklı birçok şekilde iyileştirebiliyor ama Mark Hoganchamp‘in hikayesi dünyanın en sıradışı ve büyüleyici terapi yöntemlerinden biri olsa gerek.

13 yıl önce Mark, dokuz gün boyunca komada kaldıktan sonra hastaneden eve döndü. Hafızası çalınmış, silinmiş bir şekilde. Döndüğünde New York, Kingston’daki evinde kadın ayakkabıları ile dolu bir gardıropla karşılaştı. Komadan önce hayatında bir kadın olup olmadığını arkadaşlarından birine sordu. Arkadaşı ayakkabıların kendisine ait olduğunu, Mark’ın kadın ayakkabıları koleksiyonu yapıp onları giydiğini söyledi. Mark Hoganchamp, kadın kıyafetleri giyen bir crossdresser olduğu için bir grup genç tarafından bir barda komalık olana kadar dayak yemişti.

Bardaki saldırıdan beri Mark’ın hayatı oyuncak bebekler, Barbieler ve vintage aksiyon figürlerinden meydana gelen ve gerçek dünyanın 1/6’sı oranında olan kurgusal bir dünyadan ibaret. Bu bebekler Mark’ın hikayenin mekanı olarak seçtiği Marwencol‘da, İkinci Dünya Savaşı sırasında hayat buluyor. Belçika’da bir kasaba olan Marwencol hikayeye göre Naziler tarafından yerle bir edildikten sonra sadece oranın yerli kadınlarının hayatta kalabildiği bir yer.

marwencol nolmus 4 marwencol nolmus 5 Eskiden kendisi de donanmada askerlik yapan ve bardaki saldırıdan önce alkolik olan (saldırı ile beraber beyninin alkol bağımlılığı yaratan tarafı da hasar görmüş) Mark, “Kadınlardan bir ordu oluşturuyorum. Aslında dünyayı yönetenler kadınlar. Bizim tek işimiz onlara eşlik etmek” diyor.

Evinin arka bahçesinde kendi elleriyle inşa ettiği bu küçük kasabayı yıpranmış ve eski model bir Pentax makine kullanarak fotoğraflıyor. Karanlık, eksentrik ve Tarantinovari bir havası olan hikayenin merkezinde, Nazilerin işkencesinden Marwencollu kadınlar tarafından kurtarılan Amerikalı bir savaş uçağı pilotu var.

marwencol nolmus 1

Adı Kaptan Hogie olan Amerikalı savaş uçağı pilotu Mark Hoganchamp’in ikinci kişiliği, alter egosu. Marwencol, Mark’ın gerçek hayatta erkeklerin elinden çektiği şiddeti ve feminenlikte bulduğu avuntuyu, terapiyi yansıtıyor.

marwencol nolmus 6

Yerel bir fotoğrafçı olan David Naugle, elinde silahlarını çekip Mark’ı korumaya hazır bekliyor gibi görünen askerlerle dolu oyuncak bir jip taşıyan ve İkinci Dünya Savaşı üniformaları içinde markete yürüyen Mark’ı ilk kez arabasıyla kaldırımın yanından geçerken görüyor. Çoğu insan arabasını sürmeye devam edecek hatta belki gaza daha da çok basacakken David Naugle arabayı durduruyor ve Mark’la sohbet etmeye başlıyor.

Birkaç gün sonra David posta kutusunda bir tomar fotoğraf buluyor ve gördüklerinden anında büyüleniyor. Yaptığı bir sonraki şey fotoğrafları Escopus sanat dergisine yollamak oluyor. Fotoğraflar, Mark’ın ilham verici hayat öyküsü ile beraber dergide yayınlanıyor. Yönetmen Jeff Malberg, derginin abonelerinden biri olarak fotoğrafları keşfediyor. Bu gelişmeleri çok kısa süre içinde New York’ta film festivalleri, sergiler ve ödüller takip ediyor…

marwencol nolmus 2

marwencol nolmus 3

Saldırıdan önce Mark Hoganchamp bir sanatçıydı; yüzden fazla eskizi, taslak çizimleri vardı. Komadan uyandıktan sonra saldırı yüzünden çizim yapabilme yeteneğini kaybettiğini keşfetti. Artık kendisinden bahsederken dalga geçerek “eskiden ressam olan, gerçek bir yönetmenin 1/6’sı oranında bir yönetmen” tanımlamasını yapıyor. Saldırı yüzünden beyninde oluşan hasarlarla ve post-travmatik stres bozukluğu ile mücadele eden Mark, hayatını yeniden inşa etmeye devam ediyor ve Marwencol’u da kendisini de olduğu gibi kabul edecek bir kadına (tercihen kendi boyutlarında olan) aşık olmayı umuyor.

marwencol nolmus 7

Bir etkinliğe katılması ya da çalışmalarının tanıtımını yapması gerektiği için Marwencol’un korunaklı dünyasını terk etmek zorunda kaldığı zamanlarda çantasında şans getiren topuklu ayakkabılarından birini taşıyor. Biraz daha fazla cesarete ihtiyacı olduğu anlarda topuklu ayakkabılarını pantolonların altına geçiriveren Mark, “Hayatta kalmaya çalışan sıradan bir insanım işte” diyor.

Marwencol belgeselinin fragmanını buradan izleyebilirsiniz:

[Messynessychick aracılığıyla]