Çoğumuzun zihninde ibadethanelerin alışılagelmiş imajları var. Fakat bazı ibadethaneler var ki insanın kendisiyle, dinle, hayatla kurduğu ilişkiye yeni bir anlam kazandırıyor.

Alışılagelmişin dışındaki ibadethanelerden bahsediyorsak sanırım ilk akla gelenlerden biri Gaudi’nin Sagrada Familia’sı olacaktır. Yaratıcılığın sınırları zorlanarak inşa edilmiş bu kilise yalnızca bir ibadethane değil “taşa oyulmuş bir dini kitap”tır. İzleyen kişi yapıyı okur ve sorularının cevabını alır. İnsanın tanrıyla kurduğu ilişki, mekan üzerinden şekillenir. Kiliseye girdiğiniz an atmosferdeki tüm negatif enerjinin rengarenk camlardan süzülüp dışarıda kaldığını hissedersiniz. İşte Sagrada Familia’nın hafifletici etkisi!

Gelelim Sagrada Familia’dan söze başlamama sebep olan İran Şiraz’daki Nasir Al-Mulk camisine… Camide kullanılan sayısız rengarenk vitray sayesinde kendinizi dev bir kaleydoskopun içinde hissedebilirsiniz. Vitraylara ek olarak göz kamaştırıcı şekilde boyanmış kemerler ve nişler caminin içini harikalar diyarına çeviriyor. Bu olağanüstü ambiyansı görebilmek için sabah erken saatlerde camide olmak gerekiyor. Sabah ışığı rengarenk camlardan geçip yerdeki halılara yansıyor ve aşağıdaki görüntüler ortaya çıkıyor.

nasir 3

Nasīr al-Mulk Mosque aka "Pink Mosque" | Shiraz

ARAB-108

nasir 7

İç mekandaki gül rengi çiniler sebebiyle Nasir Al-Mulk, “Pembe Cami” olarak da biliniyor.

nasir 6

nasir 5

İbadethanelerin yalnızca ibadet edilen yer olmaktan çıkıp inanan veya inanmayan herkesin ilham kaynağı olabilmesi, kafalarında yeni ufuklar açabilmesi bu mekanların anlamına yeni bir boyut kazandırıyor. Sanırım Nasir Al-Mulk tam da böyle bir mekan.

nasir 1

[Huffington Post aracılğıyla]