En beklenmedik anda gelir bulur sizi kağıt kesiği. Vücudunuz ortadan ikiye ayrılsa böyle acı duymazsınız. Hayattan soğutur kağıt kesiği. Peki kağıt kesiğinin bu kadar çok acıtmasının arkasında ne gibi esrarlı durumlar var? Hayır yani, neden ızdırabı bitmiyor şuncacık yaranın?

kagit kesigi nolmus 3

“Kağıt kesiğinin tam olarak nerede olduğunu sana göstereyim.” (Ha bu arada yıllardır “Pürel” dediğimiz şey aslında Purell miydi arkadaş?)

Öncelikle insafsızın bu kadar acıtıyor olmasının nedeni kesiğin genelde parmak uçlarında olması. Parmak uçlarında ve ellerde, vücudunun diğer yerlerinde olandan çok daha fazla sinir lifi bulunuyor. Bu sebeple muhtemelen, parmak ucunda olan kağıt kesiği vücudunuzun başka yerinde olsa bu kadar acımayacak.

Peki ellerimizde veya parmaklarımızda başka bir şeyin kesiği olduğunda, o neden kağıt kesiği kadar acıtmıyor? Bunun sebebi de kağıdın kenarlarının aslında keskin değil kör olması. Keskin bıçak kesiği ile testere kesiği arasındaki farkı düşünün. Kağıt tıpkı testere gibi, parmakta gözle görülmeyen birçok küçük hasar bırakıyor.

kagit kesigi nolmus 1

Sadece hasarlı yapısı değil kesiğin çok sığ olması da canımızı böyle yakmasının bir sebebi. Deriye yakın sinirler daha belirgin ve keskin acılara sebep oluyor. Daha derin kesikler genelde zonklama gibi hissediliyor. Bir de yaranın sığ olması sebebiyle çok fazla kan akmıyor. Bu da parmak ucundaki çok çok küçük sinir uçlarının, normal bir kesikte olduğundan daha uzun süre havayla temas etmesine neden oluyor.

Son olarak işin ruhsal boyutu da acıyı arttırıyor. Yaranın ellerimiz gibi sürekli gözümüzün önünde olan bir uzuvda olması dikkatimizin sürekli orada kalmasına sebep. Sonuç ise bitmek bilmeyen bir ızdırap…

h/t: todayifoundout