Karalayanlardan mısınız? Karalamayanlardan mısınız?

Tekerleyebilene aşkolsun. Derste, telefonda, toplantıda elinizde kalem, önünüzde kağıt… Efenim karalıyorsanız eğer hiç endişelenmeyin, doğru şeyi yapıyorsunuz.

Çoğumuzun düşündüğünün aksine bir iş yaparken bir yandan sürrealist ressam edasıyla garip şekiller çizip içlerini tükenmez kalemin seksi N’olmuş? mavisiyle (#nolmusmavisi) boyuyorsanız bu dikkatinizin dağılacağı ya da çoktan dağıldığı anlamına gelmiyor. Son yapılan çalışmalar gösteriyor ki karalama esnasında başka ne yapıyorsanız işte o şeyi daha iyi yapıyorsunuz. Yani derste karalayan, hocayı daha iyi dinliyor. Telefonda konuşurken karalayan bir saat sonraki öğle yemeğinde ne yiyeceğini düşünüp, öğleden sonraki toplantısında sunacağı fikirleri organize edebiliyor.

Konsantrasyonu yükseltirken öğrenilen bilgilerin akılda kalıcılığını da artırıyor bir şeyler karalamak. 2009 yılında yapılan bir çalışmada 40 kişiye farklı yer ve kişi isimleri dinletilip ardından hatırladıklarını bir kağıda yazmaları isteniyor. Araştırmacıların söylediğine göre katılımcıların yarısı kayıtları dinlerken aynı anda bir şeyler karalıyor. Sonuç olarak bu karalayan grup diğer gruptan %30 oranında daha fazla ismi hatırlayıp yazabiliyor.

Ünlü karalayanlar arasında kimler mi var? Franz Kafka, Thomas Edison, Mark Twain, hatta Birleşmiş Milletler toplantılarında ve benzeri uluslararası toplantılarda konuşması öncesi kameralara karalarken sıklıkla yakalanan Hillary Clinton.

UN-SECURITY COUNCIL-GENERAL ASSEMBLY

Hillary Clinton

“Kağıt, kalem mi kaldı? Sağım, solum, önüm, arkam ekran olmuş; sen ne diyorsun?” der gibisiniz sanki… Haklısınız. Neredeyse hepimiz aynı durumdayız. Ekran üzerinde çalışmak; derste tablete, notebooklara not almak kağıt üzerinde karalamaya izin vermiyor. Dolayısıyla bu sebeple de dikkatimizi toparlayamıyoruz. Hatta toparlayamadığımız damla damla dikkat, ekranlarda gördüğümüz sevgili mesajları, instagram bildirimleri derken sağanak olup savruluyor.

O zaman neymiş? Karalıyorsak sebebi varmış.

h/t NYP; .Mic