Bilen bilir, “Rujunun rengine bayıldım.”la başlayan bir muhabbet dakikalarca hatta saatlerce devam edebilir. Hikayesi tarih öncesi zamanlara dayanan, Antik Mısır ve Mezopotamya’da zengin kadın ve erkeklerin kullandığı, karanlık Orta Çağ’da ise şeytana tapanlarla özdeşleştirilip yasaklanan bir fenomen ruj. Üzerine saatlerce konuşabilsek de hala ruja dair bilmediğimiz birçok şey var. O halde Amerika’dan istatistiklerle karşınızdayız!

elizabeth taylor kirmizi ruj

Elizabeth Taylor/ biography.com

Çalışmalara göre kapalı ve yağmurlu günlerde ruj satışı artıyormuş.

Amerika’da kadınların %80‘i düzenli olarak ruj sürer ve %25‘i ruj sürmeden kesinlikle evden çıkmazmış. Bu demek oluyor ki birçok kadını suratını rujsuz görmek pek iyi hissettirmiyor.

Ruj mağazalarda en çok çalınan ürünmüş.

Dudaktaki rujun %30‘u mideye gidermiş. Bu biraz tatsız bir durum işte.

marilyn monroe kirmizi ruj 2

Marilyn Monroe/ blogdudimanche.fr

Yine dudaktaki rujun %5‘i çatal, kaşıkta; başka bir %5‘i ise bardakta, kadehte, su şişesinde kalıyormuş. “E geriye ne kaldı?” diyenleri duyar gibiyim. İşte “Tatlım izninle ben bir rujumu tazeleyeyim.” repliği buradan geliyor olmalı.

Rujun kadınlar arasında popülerleşmesi 20. yüzyılda başlıyormuş. Bunun sebebi de fotoğraf ve film endüstrisindeki gelişmeler, Hollywood’un siyah beyaz filmlerinin yükselişe geçmiş olmasıymış.

Kirmizi ruj 1

Greta Garbo/ retro-vintage-photography.blogspot.com

Eski Mısır’da güçlü ve zenginler düzenli olarak ruj sürermiş. Hatta Kleopatra‘nın kırmızı rujun hastası olduğu söylenirmiş.

Rujun popülerleşmesinde en çok katkısı olan ünlü isimler Greta Garbo, Joan Crawford, Marilyn Monroe ve Elizabeth Taylor‘mış. Sebebi hayli açık sanırım.

[lipstickhistory aracılığıyla]