Yaratıcılığın coştuğu, karikatür ve bilumum çizgi romanın defalarca okunup ezberlendiği ve mutluluğun en büyük kaynağı olan mükemmel icat: tuvalet! Geç vakitlere dek eve dönülmediğinde yahut dünyanın herhangi bir yerinde gezginlik ederken, bir anda insanı tüm o tuvalet alışkanlıklarından vazgeçmek zorunda bırakan tuvaletler… Vazgeçmek zorundayız, çünkü bin bir çeşit tuvalet var; çünkü klozet kapağıyla kurulamayan ilişki dahi uzun vakitler bizi içeride tuhaf pozisyonlar almaya zorlayabiliyor; çünkü kaka yapmak çok güzel!

Peki Sloven sosyolog ve kültür eleştirmeni Slavoj Žižek’in Avrupa tuvaletleri hakkındaki çılgın analizini hiç duydunuz mu? Her ihtimalde, Žižek’in tuvalet paradoksu üzerinden, hepimizi klozetlere bir daha bir daha bakmaya davet ediyorum.

Almanya, Fransa ve Anglosakson tuvaletlerine bir göz atalım:

İngiltere ve Birleşik Devletler: ılımlı, orta yollu ve tutumlu yaklaşım! Klozet su doludur ve ne saklanan bir şey vardır, ne de Almanya’daki kadar yüzleşmek zorunda kalınan.

İngiltere ve Birleşik Devletler: ılımlı, orta yollu ve tutumlu yaklaşım! Klozet su doludur ve ne saklanan bir şey vardır, ne de Almanya’daki kadar yüzleşmek zorunda kalınan.

Almanya tuvalet delik onde

Almanya: muhafazakâr yaklaşım! Bu kez klozet deliği ön taraftadır; içinizden çıkan ne ise onunla yüzleşmek zorundasınız. (Hunharca yenilip içilen gecelerin sonunda, size her şeyi tekrar hatırlatan bir ceza sistemi)

Fransa tuvalet delik arkada

Fransa: devrimsel yaklaşım! Klozet deliği arkada olduğundan dışkı anında kaybolur.