Siyonist lider, doktor ve yazar Max Nordau, 1892’de basılan kitabı Entartung’da (Dejenerasyon) 19. yüzyılın sonuna doğru Avrupa’yı etkisi altına alan yeni sanat ve edebiyat akımlarının hastalıklı zihinlerin ürünü olduğunu ileri sürdü. Nordau dejenerasyona örnek olarak parnasyenleri, sembolistleri; Ibsen, Wilde, Tolstoy ve Zola gibi yazarların takipçilerini gösterdi. Bu dönemde antisemitist düşüncenin endişe verici artışı yazar için bu yozlaşmanın bir diğer işaretiydi. Hitler bu noktayı kaçırarak veya görmezden gelerek ırkçı düşünceleri için Nordau’nun yazılarını baz aldı ve “kültürel parçalanma” olarak gördüğü modern akımlara karşı merhametsiz bir estetik arınma savaşı açtı. Sanatsal dejenerasyona ekspresyonizm, empresyonizm, dadaizm, fütürizm, kübizm, ve realizm de dahil olmak üzere klasik çizginin dışına çıkan her “-izm” dahil edildi. Kişisel sanat kariyeri başarısızlıkla sonuçlanmış olan Hitler’e göre bunlar Yahudiler tarafından yapılmış olmasa bile Yahudi tonlar taşıyordu ve Almanya’yı düzeltmek için elenmeleri şarttı. Filmler, kitaplar, tablolar toplatıldı ve kaldırıldı. Dejenere akımların ürünü bütün tablolar müzelerden kaldırıldı ve bunların yerine Nazi vizyonuna uygun olanlar getirildi.

Cornelius Gurlitt nazi almanyasi yahudi resimler binlerce tablo nolmus 4

Dejenerasyona bir örnek, Gazeteci Sylvia von Harden’ın Portresi, Otto Dix – 1926 

Arınma çalışmaları dahilinde dört kişilik bir komisyon kuruldu. Hildebrand Gurlitt, sanat camiasında oldukça tanınmış olan ve Nazi yönetimi altında iki müzeden kovulan bir çeyrek Yahudi, geniş çevresi ve sanat bilgisi sayesinde bu komisyona dahil edildi. Komisyonun görevi, devlete ait ve şahsi koleksiyonlardaki yozlaşmış sanat eserlerini toplayıp yurtdışına satarak bunların yerine dünyadaki en büyük klasik sanat koleksiyonu olması amaçlanan Alman Sanat Evi’ndeki eserlere uygun olanları satın almaktı. Hildebrand bu görevini yerine getirdiği taktirde kendisi için dejenere sanat eserleri satın almakta serbestti. Bu avantajını sonuna kadar kullanan Hildebrand ülkeden kaçmak için veya başka sebeplerle paraya acil ihtiyaç duyan Yahudilerden yüzlerce sanat eserini çok ucuz fiyatlara satın aldı. Aynı zamanda evlerini terk etmiş zengin Yahudilerin evlerine girerek bulduğu sanat eserlerini de koleksiyonuna ekledi. İkinci Dünya Savaşı bittiğinde Hildebrand Gurlitt en büyük Raubkunst (Naziler tarafından çalınmış sanat) koleksiyonlarından birinin sahibiydi.

Cornelius Gurlitt nazi almanyasi yahudi resimler binlerce tablo nolmus 2

Soldan ikinci, Hildebrand Gurlitt 

1956’daki ölümünden bir sene önce yazdığı yayınlanmamış bir yazıda Hildebrand bu resimlerin onun hayatının anlamı olduğunu ve onları kendi malı olarak görmekten çok kendisini onları korumakla görevli hissettiğini yazdı. Babasının ölümünden sonra resimlerin sahibi olan Cornelius Gurlitt, 40 seneyi aşkın bir süre boyunca kimsenin var olduğunu bilmediği bu koleksiyonla beraber Münih’teki apartman dairesinde keşiş hayatı yaşadı. İsviçre’ye yaptığı bir tren yolculuğunda polis kontrolü sırasında gösterdiği şüpheli davranışlar, üzerinde bulunan yüksek miktarda para, bir sanat galerisiyle görüşmeye gittiğini söylemesiyle soyadının ünü birleşince yükselen şüpheler bir arama iznine ve apartmanındaki 1400 adet sanat eserinin bulunmasına sebep oldu. Cornelius Gurlitt adeta bir hayaletti çünkü hayatı boyunca hiç çalışmamış, geçimini bu sanat eserlerinin satımından sağlamıştı.

Cornelius Gurlitt nazi almanyasi yahudi resimler binlerce tablo nolmus 3

Nazi Raubkunst 

60’ların sonunda kaybettiği annesi ve 2012’de kanserden ölen kız kardeşi dışında hiç kimseyle görüşmeyen Cornelius için tek istisna üç ayda bir görmeye gittiği doktoruydu. 1967’den beri sinemaya gitmeyen ve televizyon izlemeyen Cornelius’un dış dünyayla bağlantısı gazete ve radyoydu. Evinde 200 kadar çerçeveli ve 1200 çerçevesiz tabloyla yaşayan Cornelius’un dünyasını onlar oluşturuyordu. Verdiği tek röportaj olan Der Spiegel’den Özlem Gezer’e gerçek bir insana hiç aşık olmadığını anlattı. Tablolar onun için korku, güzellik, hayranlık ve tutku dolu paralel bir evren oluşturmuştu. Onları seviyor ve babası gibi korumak istiyordu, sevmese hepsini satıp milyar dolarlık bir gelir elde edebilirdi. Cornelius röportajda Alman hükümetinin tablolara el koymasının ve boş apartman dairesinde onlarsız yapayalnız kalmasının kendisini aile bireylerinin ölümlerinden daha çok üzdüğünü ifade etti.

Cornelius Gurlitt nazi almanyasi yahudi resimler binlerce tablo nolmus 5

Cornelius Gurlitt 

Almanya’da hala çalıntı sanat eserlerinin haklı sahiplerine geri verilmesiyle ilgili yeterli yasa yok. Cornelius Gurlitt’in evinde bulunan 1400 adet eser bir hükümet komisyonu tarafından incelemeye alındı ve lostart.de sitesinde listeleniyor. Fakat birçok insanın bu değerli eserlerin ailelerine ait olduğunu iddia etmesi ve yeterli kanıt bulmadaki zorluklar yüzünden tabloların sahiplerine geri verilmesi neredeyse olanaksız ve her halükarda uzun bir süreç.

[Vanity Fair aracılığıyla]