Röportaj: Burçe İleriCaner Uzun

Pek çoğumuzun Gezi Direnişi sırasında sosyal medya vasıtasıyla öncelikle MC Recep olarak tanıdığı, ardından bu yılın ortalarında kendi ismiyle çıkardığı Yollar ve Su isimli ikinci albümünden haberdar olunca da bağlantıyı çözdüğü bir yetenekli isim Can Kazaz. Kendisiyle yeni albümünden konuştuğumuz ve diğer işlerine, buralardan kaçma isteğine ve müzik piyasasına değindiğimiz röportajımız huzurlarınızda.

can kazaz roportaj nolmusmag

MC Recep ve solo kariyerin birbirinden çok farklı işler barındırıyor. MC Recep kısaca nasıl ortaya çıkmıştı, bahsedebilir misin?

Ben yıllarca Hip Hop prodüktörlüğü yaptım. Rap beatleri yapıyordum, rapçilerle çalışıyordum. Dolayısıyla MC Recep’in altyapısı el yordamıyla yapabildiğim şeylerdi, hızlı yapıyordum. Bir tane yaptım. Beğenildi. Tuttuğunu gördüm ve çok güzel tepkiler geldi. Madem öyle ben bunu bir tasarım olarak kullanayım ve birkaç tane daha yapayım dedim. Ardından viral oldu zaten bu kayıtlar.

O dönemde albümün var mıydı?

“Yollar ve Su” yoktu ama ondan önceki albüm (Bir Albüm) vardı. 2012 sonunda o albümü çıkarmıştım. Çıkış tarihinden 6 ay sonra da zaten Gezi yaşandı. 2013 Temmuz gibi de MC Recep furyası patlamış oldu. O öyle ayrı bir işti. Yani benim eski rap dönemlerimin bir yansımasıydı.

Yollar ve Su albümündeki şarkılar ne zaman ortaya çıktı?

Bayağı uzun bir dönem önce aslında. 2012’den beri yazdığım şarkılar var aralarında. Bir noktada yolculuk konsepti olsun, yollar ve su olsun diye bir konsepte oturttum.

Albümde kimlerle çalıştın?

Albümün çoğunu ben yaptım. Bas gitarları Can Dedeoğlu çaldı. Son parçayı beraber yaptık onla. “Yollar ve Su” diye bir şarkı var albümde, onun klavyelerini Ali Somay çalıyor. Zaten ofis arkadaşıyız onunla İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde. Öğrenciyken de arkadaştık. Can (Dedeoğlu) da yakın arkadaşım. Demirhan Baylan’dan “Durum Bu” diye bir şarkı var albümde. Rica edip onun parçasını coverlamış oldum. Eda Sena Şenceylan’la düet yaptık. Eda’yla tanışmam Soundcloud üzerinden oldu. Kendisi benim bir şarkımı coverlamıştı daha önce. Ben de sesini beğendim ve Eda’ya ulaşıp “beraber bir şeyler yapalım” dedim. 

O zaman bundan sonraki yapacağın şeylerde seni takip eden birileriyle bir şeyler yapabilirsin, buna açıksın?

Açığım tabii ki. Ama ortak bir şeyler olması gerekiyor elbette. Bazen insanlar geliyor ve bir şeyler yapalım istiyorlar ama hiçbir kayıt vs. göndermeden mesela. (Gülüşmeler…) “Ben ne yapabilirim ki şimdi” diyorum kendi kendime ama “tabii bir gün kısmetse…” şeklinde çıkıyor dışarıya en fazla. Kimseyi kırmak da istemiyorum, “bu da hemen havalanmış” denilmesini istemiyorum. Özetle açığım, olabilir yani.

can kazaz album yol ve su nolmusmag

“Bir daha albüm yapmayacağım” demişsin?

Albüm yapmak dediğimiz şey kapitalizmin sonucu olarak doğmuş bir şey sonuçta. Eskiden single single çıkıyordu. Sonra onları bir araya getirip albüm yapar oldular, daha çok satsın diye. Bundan sonra albüm halinde vermem ama. Şarkı şarkı olabilir. Ama çok daha az sıklıkta olacağını söyleyebilirim. Başka şeylere odaklanmak istiyorum çünkü. Daha akademik konulara…

Akademide olmak istemenin sebebi nedir? Biraz daha izole, günümüzün kaçışlarında tercih edilen bir yer olmasından mı?

Aynen. Biraz mecbursun. Modern sanatlar noktasında bir şey yapıyorsan, özellikle müzikte… Besteciysen mesela akademiye mecbursun hayatta kalabilmek için. Böyle bir yol var ortada. Bir de insan önüne çıkıp şarkı söylemek benim için bayağı zor bir şey. Yani yapmayı sevmiyorum diyebilirim. Bunun için de akademi…

Akademiyle karşılaştırdığında şarkı üreten bir müzisyen olmak nasıl bir algı yaratıyor sende?

Şarkı çok da tatmin etmiyor beni müzik kadar. Ben müzik olarak çok da özenmiyorum şarkılarıma mesela. İçeriğe daha fazla önem veriyorum. Bence şarkı öyle bir şey. Ben konuşamayan bir insan olduğum için nutuk atabilmek yerine şarkı yapıyorum gibi bir durum var. Ama nutuk gibi bir dili de yok tabi şarkıların.

İnsan önünde şarkı söylemekten zorlandığını söyledin. Ama yanında çalmaktan hoşlandığın birileri, arkadaşların vardır, değil mi?

Küçük gruplarla, yakın arkadaşlarımla çalıyoruz bir şeyler. Ama asla solist gibi çıkıp onların arasından bir şey söylemiyorum mesela. “Hadi size albümümden bi şarkı çalayım…” gibi bir durum olmuyor yani. 

can kazaz 9

Fotoğraf: Eda Emirdağ

Peki bu albümde kayıt ortamı nasıldı, stüdyoda rahat ediyorsun herhalde?

Stüdyoda bir şekilde aştım onu. Yani stüdyo ortamı tanıdıksa tabi. Çok tanımadığım birileri varsa yine geriliyorum. Sofar’da mesela terleye terleye… “Nerede hata yapacağım acaba falan…” diye geçti performans.

Ne kadar sürmüştü Sofar performansı?

C- 25 dakika falan sürmüştü. Her iki albümden çalmıştık.

Peki sana, “Hadi sen gel sadece, seni dinlemek istiyoruz, gel burada konser ver” diyen olursa bunu nasıl karşılarsın?

Kapalı değilim böyle bir şeye. Henüz öyle bir teklif gelmedi. Dinleyiciler “Ankara’ya da gel”, “Bursa’ya da gel” diyorlar da e tabi ortada bir organizasyon olmadan nasıl gideyim? Ayrıca henüz bir grup oluşturamadım yoğunluktan. Sadece şarkıcılık yapsaydım daha bir yüklenirdim sanırım. Efe Demiral ile çalıyoruz şu anda: iki gitar. Ama daha albümün tamamını çalacak durumda değiliz. Bir grup oluşturup provalar yapıp hazır hale gelmek gerekiyor önce.

Ne dinliyor Can Kazaz? Daha önce bir röportajında MFÖ, Eels gibi isimlerden bahsetmişsin?..

Oturup çok şarkıcı dinlemiyorum ben. O saydığım isimler dinlediğim, iyiymiş dediğim isimler. Onlar haricinde farklı bir isim söyleyemem şimdi. Müzik de az dinler oldum. Daha çok okuyorum bu aralar. Dinlersem de analiz amaçlı falan dinliyorum. Ama oturup şarkı dinlemiyorum.

Yollar ve Su albümüne geri dönersek… Albümün çıkış aşamasında üst üste talihsizlikler oldu bildiğimiz kadarıyla?

Albümü çıkaracağımı duyurduğum hafta Soma faciası yaşandı. Gündem tamamen değişti. Ben bu albümü bir daha lanse edeyim dedim İsrail Gazze’ye girdi. Bu sefer olacak falan dedim, babam öldü. Bir şanssızlık da var yani.

can kazaz 3

Fotoğraf: Eda Emirdağ

“Dansa Sığmadım” albümdeki diğerlerinden farklı bir meridyende gibi sanki. Bu şarkı nasıl çıktı, albümde nasıl yer etti kendine?

O şarkı bir gün içerisinde, bir anda çıktı. Sözleriyle beraber, tek günde yazdım. Benim hiç dans şarkısı yapmışlığım yoktur. Şöyle de bir şey var, bu şarkı hareketli bir şarkı ama ben çıkıp dans etmekten çok keyif alan bir adam değilim. Dans şarkısı çıktığında kenarda oturan tiplerden biriyim. Öyle bir şarkı olsa ki dans edilirken o şarkıda kenarda oturup dinlediğinde de sana bir şey ifade edebilecek bir şarkı…

Bir süredir kaçmak ister gibisin. Yolda olma isteği son zamanlarda artmış ve bu albüm öyle çıkmış gibi?

Aynen öyle oldu aslında. “Ben bi kaçayım buralardan” durumuna gelmiştim. İstanbul’dan, büyük şehirde yaşamaktan çok sıkılmıştım çünkü.

Bir süre Litvanya’da yaşadın. Litvanya’nın bu noktada etkisi nasıl oldu?

Litvanya ilk uzun süreli kaçışımdı benim. Ama ondan önce kendini göstermişti kaçma arzusu. Orada tadına bakınca bir daha bırakamama durumum oldu aslında kaçışın. Ama işte hayatla ilgili bir takım şeyler hala burada tutuyor beni. Şu an bir süre daha kaçabilecek gibi gözükmüyorum yani.

İstanbul’u sevmiyor musun?

Sev… Sevm… Seviyorum desem yalan olacak, sevmiyorum. (Gülüşmeler…)

Ama dert İstanbul’la mı yoksa büyük şehirle mi?

Öncelikli derdim İstanbul aslında. Bazı şehirler var mesela Londra gibi. Çok steril yerler. Burası iş yerleri, burası evler şeklinde bir sterillik var o da hoşuma gitmiyor. Ama İstanbul’da, burada da her şey iç içe. Bu da çok kirli geliyor bana. O yüzden ara bir şey olsa katlanabilirim. Bu şehirde alan yok zaten. Neyse ki böyle bir yerde (Santral İstanbul) çalışıyorum da ağaç, çimen görüyoruz en azından.

Peki bu albüm özelinde cevaplarsan, parçaları ürettikçe rahatladın mı? Kaçamadın belki, o yola çıkamadın belki ama bu yolun, kaçışın parçalarını yapmak sana iyi geldi mi?

Tabii, bir hayalin bir nebze somutlaşmış hali bu. Kafanda bir yolculuk hayali var ve onu sen bir müzik albümü olarak sunuyorsun. Onu üretmek de o üretileni sunmak da ikisi de çok ayrı hazlar. Aslında insanları harekete geçirmek en büyük hazzım olurdu herhalde. Yani bu albümü dinlemeye başlayıp yolculuğuna başlayan insanlar var duyduğum, bildiğim. En büyük mutluluk orada. İşe yaradı diyorum bu noktada. Benim yapamadığım yolculuğu birileri yapıyor diyorum.

Albümü yalnız başına çıkardın. Bir şirketle çalışmadın. Biz dinleyiciler her zaman müzik şirketleriyle ilgili bir şeyler duyuyoruz ama biz hiç bilmiyormuşuz gibi basit bir şekilde anlatır mısın, siz müzisyenler neden bu müzik yapımcılarıyla bir türlü rahat çalışamıyorsunuz? Nedir orada olan biten, neden size böyle acı çektiriyorlar?

Orada olan biteni tek kelimeyle özetlersek: sömürü. Müzisyenin yarattığı değerden ekstra değerler üretiyorlar, olmayan şeyler aslında bunlar, yeni yeni kalemler ekliyorlar oraya. Üstüne senin hakkın olan şeyleri de senden almaya çalışabiliyorlar. Seni köle gibi çalıştırıyorlar yeri gelince.

can kazaz album nolmusmag cover

Fotoğraf: Eda Emirdağ

Spotify, iTunes vs. yetiyor mu peki bir sanatçıya?

Yetmiyor. Mümkün değil. Ben zarardayım hala. Yani ben albümü yapmak için harcamış olduğum parayı karşılayabilmiş değilim henüz. Ama konser de yapmak gerekiyor tabi.

Yine bir röportajında albümünün fiziksel olarak bulunmamasının, müzik marketlerde olmamasının dinleyicilere tuhaf geliyor oluşundan bahsetmişsin. Son olarak şunu sormak istiyoruz: Albümlerin sadece sanal ortamda var olmasına alışamadık mı sence? Mutlaka fiziksel olarak albümü görmek, dokunmak mı istiyoruz?

Gibi… “Gittik, seni bulamadık” diyorlar. “Nerede bulamadın internette her yerde var albüm.”  Diyorum. “Ama şu müzik markette yok.” diyor. (Gülüşmeler…) Ya da işte şey diyor, “Onu senden alayım bir arkadaşıma hediye etmek istiyorum.” Böyle bir yaklaşım da var yani mutlaka hediyeyi paketleyip öyle vermesi lazım. Anlıyorum da bir yandan. Çünkü ben de kasetlerle büyümüş bir insanım.


 

Can Kazaz’ın Facebook sayfası için buraya, Twitter hesabı için şuraya, Soundcloud profili için de oraya tıklayabilir; “Yollar ve Su” albümünü hemen dinleyebilirsiniz: