Sonbahar yavaştan kendini hissettirmeye, kültür sanat ortamları da canlanmaya başladı. Galeriler, müzeler sezonu açıyor. Gezilecek yeni sergiler bizi bekliyor.



 

uluma 44a

9 Eylül’de açılış yapan 44A Sanat Galerisi’ndeki “Uluma” ilk tavsiyemiz. Sergi, Beat Kuşağı’nın çılgınlarından Allen Ginsberg’in “Uluma” adlı şiirine bir selamlama. Bu karma sergiyi Periferi Kolektif’in koordinasyonunda bir araya gelen 27 sanatçı gerçekleştirmiş. 6:45 Yayınları tarafından basılan kitabın hatalı edisyonlarını birer sanat eserine dönüştürme fikriyle ortaya çıkmış bu sergiyi 19 Ekim tarihine kadar Teşvikiye’de gezebilirsiniz. Bu bir yandan da 6:45 yayınevinin 25. yılını kutlayan bir etkinlik. Sergi kapsamında çeşitli performanslar da gerçekleşecek. 23 Eylül Salı 19:30’da Robotik Hayaller, 10 Ekim Cuma 19:30’da  Cabaret Ziba, 18 Ekim Cumartesi 16:00’da Bicycle Day de mekanda canlı olarak izlenebilir.



 

 

salt yazlık koloni

Kaçırılmaması gereken diğer bir sergi ise Salt Beyoğlu’nda. “Yazlık: Şehirlinin Kolonisi” başlığını taşıyan bu sergi yazlık kavramını farklı yönleriyle inceliyor. Fotoğraflar, çizimler, maketler, eşyalar, mobilyalar ve filmlerden oluşan sergi Türkiye’nin yazlık kültürünü mercek altına alıyor. Mimari, hukuki ve edebi kaynaklar temelinde gerçekleşen araştırmalarla ortaya çıkan sergi 16 Kasım’a kadar devam edecek. Yazlık havası o tarihe kadar Beyoğlu’nun orta yerinde kalacak, muhakkak ziyaret edin.



 

konuklu eternite xist

Son tavsiyemiz ise 11 Eylül’de X-İst’de açılacak Engin Konuklu sergisi “Éternité”. Çalışmalarında nostaljik imgelerden faydalanan Konuklu yeni sergisinde 19. yüzyıl post-mortem (ölüm sonrası) fotoğrafları ve bu fotoğraflarda izleyici ile fotoğraflananın ilişkisini inceliyor. Sergi 11 Ekim’e kadar görülebilir. Konuklu serginin doğuşunu “…Benim içinse ölümü en iyi ifade eden kelime ‘éternité’. Fransızca bir felsefe terimi olarak öncesiz ve sonrasız anlamına gelen éternité aynı zamanda sonsuzluğu da içinde barındırıyor. Bende ölüme dair bir seri oluşturma isteği uyandıran éternité kavramı serinin ilk resmine adını verdi. En şık kıyafetleriyle yatağına yatırılmış, Fransız bir genç kızın duvar kağıtlarıyla kaplı, dini objelerle dolu odasındaki ölü bedeninin fotoğrafında, figür ölmüşten çok uyur gibi.” diyerek açıklıyor.