Bir binayı tasarlamak ve inşa etmek için gereken disiplinlerin hacmi gün geçtikçe artıyor. Bununla birlikte binalar, özellikle de lüks ve yüksek teknolojiye sahip projeler, gittikçe daha karmaşık hale geliyor. Peki bu karmaşık sistem ve farklı disiplinlerin bir aradalığı içinde, tasarım aşamasındaki bir projenin gerçek dünyayla uyumlu olabilmesi nasıl mümkün oluyor? Proje geliştirme sürecine bütünsel bir tasarım anlayışıyla bakmak bu noktada hayati öneme sahip.

Bütünsel yaklaşım, en sade haliyle, proje sürecinde bireysel firmaların birbirlerinden bağımsız olarak kurduğu iletişimi tek bir noktada toplamayı amaçlıyor. Bunu mümkün kılan en bilindik teknolojik araçlardan biri BIM (Building Information Modeling) yani Yapı Bilgi Modellemesi. BIM, projeye dair ulaşılabilir verileri kullanarak projenin başlangıcından itibaren bütünsel bir yaklaşım sunuyor. Bu sistem sayesinde mimar, tasarımcı, mühendis, müteahhit, bina yöneticisi gibi projeye dahil tüm taraflar tek bir platform üzerinden bilgi sahibi olabiliyor ve iş birliği yapabiliyor.

Bina yöneticileri, projelerin hem yapım aşamasında hem de yapıldıktan sonraki uzun süreçte, söz konusu binanın enerji açısından verimli ve orada yaşayan ve çalışanlar açısından konforlu olmasını amaçlıyor. Bütünsel yaklaşım ise binanın genel kullanışlılığı ve verimliliği üzerinde büyük ölçüde etkili. BIM’in kullanımı öncelikle bütünleşik bir bilgi ve tasarım imkanı sunduğu için her yıl çöpe gitmesi muhtemel milyonlarca liranın kurtarılması anlamına geliyor. Bu sistem, farklı birimlerin elde ettiği datalar ve kullandıkları farklı modelleme araçları arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldırarak hem müşteri bazında hem de endüstri bazında kayıpları ortadan kaldırıyor.  

Frost & Sullivan’dan araştırma analisti Pramod Dibble, “The Importance of BIM in Facilities Management” isimli yazısında “BIM’in kullanımı sayesinde, inşaat başlamadan önce tüm planlanmış sistemler entegre edilebilir, görselleştirilebilir ve optimize edilebilir.” diyor. Ona göre, bu bütünsel bakış, tasarımda inovasyona, binanın kalitesinin artmasına, inşaat ve yönetim masrafları konusunda sağlıklı öngörülerde bulunabilmesine olanak sağlıyor.

BIM’in yalnızca tasarım ve inşa sürecine değil, bir projenin uzun süreli yönetimine dair de büyük faydalar sağladığını söyleyebiliriz. Çünkü projelerdeki masrafın büyük bölümü tasarım sürecine değil, bina yapıldıktan sonra devam eden yönetim masrafları ve enerji kullanımına dair. BIM ve benzeri bütünsel yaklaşımlar sayesinde binanın yaşam süresi boyunca ortaya çıkacak masraflar büyük ölçüde kısılabilir. Dolayısıyla proje geliştirme sürecindeki bütünsel tasarım, binayı içinde yaşaması ve çalışması daha keyifli bir yer haline de getirir.  

Bir projeyi hayat geçirmede rol oynayan tüm taraflar açısından sürdürülebilirlik ve maksimum verimlilik amaçlarına ulaşmak proje geliştirme sürecindeki bütünsel yaklaşımdan geçiyor. Daha zekice tasarlanmış binalar uzun vadede içinde yaşayanların konforunu ve güvenliğini de arttırıyor.

Kaynaklar:

Energy Design Resources

FM Link

Designing Buildings

Live Better Magazine