sadece ben ve kendim yalnizlar restorani

İnsan denilen varlığın yaşadığı hiçbir yerde ama özellikle de bizim topraklarda pek rastlanmaz bir kafede yalnız oturan birine. Çoğu zaman bir restoranda tek başına yemek yiyen birini görmek zordur. Yalnız başına sinemaya gitmek garipsenen bir durumdur bir çok insan için. Bardaki yalnız adam ya da kadınlar tekinsizdir biraz gözümüzde. Yalnızlık eve hapsedilmiştir. Ancak algılar yavaş yavaş değişiyor. Benim için bir yalnızlar şehri olan Paris’te masalarında tek başına oturup kahvelerini, şaraplarını yudumlayan insanlar görmek gayet sıradandır örneğin. Bu kişiler oturdukları masada yalnızlıklarını saklamak için devekuşu misali  kafalarını telefonlarına gömmezler. İstatistikler de bu örneği destekler nitelikte. Çalışmalar Paris gibi büyük şehirlerde tek kişilik yaşam formunun yükselişe geçtiğini, aile kurumunun dağılmaya başladığını gösteriyor. (Sonunda!)

Kapitalist düzen de bu değişime ayak uydurmakta gecikmemiş. Gidişatı fark eden Hollandalı bir girişimci -iyi niyetten mi bilinmez- insanlar tek başına yemek yerken kendilerini rahatsız hissetmesinler diye dünyanın ilk tek kişilik restoranı ‘EENMAAL’ı Amsterdam’da açmış. Bu şahane restoranda sadece tek kişilik masalar bulunuyor. Gelen müşteriler kendi başlarına, garipsenmeden ya da kendilerini rahatsız hissetmeden, topluluk içinde vakit geçirebiliyorlar.

‘EENMAAL’ bir pop-up restoran, yani sabit bir yeri yok. İlk olarak geçen yaz, 2013’te “pop” diye Amsterdam sokaklarında çıkmış ortaya  ve şehrin yalnızlarınca çok sevilmiş. O günden beri belirli zamanlarda, sadece bir haftasonu boyunca görülüp kayboluyor. Siz de uslu birer yalnız olursanız, belki bir gün bu restoranı görebilirsiniz.

sadece ben ve kendim yalnizlar restorani 3

sadece ben ve kendim yalnizlar restorani 2