Bu ifadeler ne kadar tanıdık? Eminim siz de iki lobu olan bu ulvi organın işlevleri ve görevleri ile ilgilenmiş, sağ tarafın ne, sol tarafın ne işe yaradığını kendinize sormuş, solaklıkla ilişkisini kurmaya çalışmış hatta ve hatta yakınlarınız ve kendiniz üzerinde bunu analiz etmeye bile çalışmışsınızdır.

Peki nedir bu ceviz şekilli, bol kıvrımlı pembe yapının sırrı, sağ-sol yönelim farkı? Günümüz toplumunun sorunlarını kavramaya yardımcı olabilir mi bu iki lobun arasındaki ilişkiyi anlamak?

Beynin yapısı zannettiğimizden de karmaşık! 

60lı-70li yıllarda, özellikle ilk beyin ameliyatlarının gerçekleşmesi ile çokça araştırılan, oldukça popüler bir konu haline gelmişti beyin ve işlevleri. İlk o zamanlar ortaya atılmıştı beynin sağ kısmının yaratıcılık, sol kısmının ise mantıksal olayları yönettiği tezi. Biz ise bugün durumun bundan çok daha karmaşık olduğunu biliyoruz.  Ya da bilmiyor muyuz?

1476729_10152314553989558_530032571_n

İnsan beyninin ilk çağdan günümüze gelene kadar bölümlerinin arttığı, hacim olarak ise küçüldüğü elde edilen araştırma sonuçları arasında. Aslında bu bölünmenin ve bölümler arasında ilişkiyi ve iletişimi kurmakla görevli olan Corpus Callosum’un* insan gibi diğer pek çok hayvanda da olduğu araştırmaların ortaya koyduğu diğer sonuçlar.

Peki, beyin neden bölümler halinde çalışan bir yapıya sahip ve bu yapı nasıl işliyor? Carpus Callasum’un bu süreçte nasıl bir görevi var?

En basit haliyle beynin sağ ve sol ayrımında; sol yarısının dar alan ve detaylar üzerinde bir odaklanma sağladığını, sağ yarısının ise meseleye daha geniş bir açıdan bakarak çevreyi ve olabilecekleri hesaba katmakla uğraştığını söyleyebiliriz. Meseleyi örnek üzerinden inceleyecek olursak:

Çimlerin arasında çekirdekleri eşeleyen bir kuş düşünelim. Bir yandan çekirdekleri diğer ufak cisimlerden ayırt etmekle uğraşmaktayken bir yandan da hayatta kalmak istiyorsa çevresinde olup bitene de açık olması, gelebilecek tehlikeleri hesap etmesi gerekir. İşte bu, çekirdekleri diğer cisimlerden ayırma ve bulma işlevini sağlayan sol beyin, aynı anda çevreye karşı tetikte olmasını sağlayan da beynin sağ tarafıdır.

Ya insan beyni?

Benzer durumu insanlarda da görüyoruz: sağ yarı; idame ettirmek, tetikte olmak, bütüne bakmak, genel algıyı bize sağlarken sol yarı; detay üzerinde net ve odaklanmış biçimde iş yürütülmesine yardımcı olur. Hatta bu nedenle beyninin sol tarafı hasar gören insanlar bir işle uğraşırken odaklanamamak gibi patolojik problemler yaşarlar.

Fakat bu işleyiş insanlarda biraz daha farklı gerçekleşir. İnsan beyni iki tarafın ortasında yer alan Corpus Callosum ile bu iki işlem arasında bir görev sırası oluşturur. Bu nedenle yapı, bir taraf çalışırken öbür tarafın çalışmasını durdurur. Bu durumda diyebiliriz ki zekâmızı kullanmaya odaklanırken bir yandan bu durum empati kurma yetimizin donmasına, dar alana odaklanmış olduğumuzdan genel tablodan uzaklaşmamıza, değerleri, hisleri arka plana atmamıza sebep oluyor.  Diğer bir deyişle Machiavelli’yi oynayıp zeki olmaya alışırken, hislerimize kendimizi kapatıyoruz. Tek bir noktaya odaklanmaktan resmin bütününü göremiyoruz.

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi, en basitinden beslenimini gerçekleştirebilmesi için çevresi ile etkileşim içinde olması gerekir (sağ beyin). Öte yandan bunun üstesinden gelebilmemiz için el becerilerine, dil becerilerine ve mantığımızı kullanabilmeye ihtiyacımız var (sol beyin).  Diğer bir deyişle yaşamımızı sürdürebilmemiz için her iki tarafın işbirliğinde olması gerekir.

Dolayısıyla beynimizin yalnızca bir tarafını kullanma eğilimli olduğumuz, örneğin yaratıcı insanların beyninin sağ tarafını, mantık ve analiz kabiliyeti olanların ise sol tarafını kullandığı tamamen bir yanılgıdan ibaret.

1977582_10152314479434558_1913916747_o

Olguları farklı kapsamları ile fakat kategorize etmeden ele alan; duyguları, beden dilini, mimikleri anlamaya yardımcı olan durumlar ve olaylar arası ilişkileri anlamımızı ve ileriye dönük “eğer” senaryoları yazabilmemizi sağlaması için sağ yarıya; bu bilgileri verimli bir şekilde kullanabilmesi ve işe yarar hale getirebilmesi için; üzerinde çalıştığı şeyleri kusursuz ve net biçimde gerçekleştirmemiz için sol yarıya eşit derecede ihtiyacımız var. İki yarı da bize gerçeğin farklı versiyonlarını sunar. Bilgi edinmek için sağ tarafa, bilgiyi kullanılır ve işe yarar hale getirmek için sol yarıya muhtaç durumdayız.

Geçmişten günümüze sol beyin – sağ beyin

Bu iki tarafın eşit oranda, dengeli bir şekilde kullanıldığı zamanlar var mıydı? Bir kaynağa göre 6. ve 15.-16.yy larda iki tarafın kullanımı konusunda böyle bir denge vardı. Fakat o zamandan günümüze beynin sol yarısının daha ağır bastığını söylemek yanlış olmayacaktır. Her gün daha az hisseden, ilişki kurmakta zorlanan, çevresine karşı duyarsızlaşan, robotlaşan, empati kuramayan bir toplum… Tanıdık geliyor mu?

Mutlu olmak için yaptığımız harcamaların yarattığı aylık borçlara taksit taksit üzülüyor, özgürlüğü ararken ufak dijital monitörlere network’lere hapsetmiyor muyuz kendimizi? Ufak ve karmaşık kurallar bütünü içinde özgürlüğün üstünü örterek bir paradoksun içinde yaşıyoruz. Bugün her türlü bilgiye hızlı bir şekilde ulaşabiliriz ama onu anlayabilecek ve kullanabilecek durumda mıyız?

1964558_10152314556364558_1195346074_n

Mantığı izlemenin en mantıklı şey olduğunu bile ispat edemiyorken, mantığın son noktasının da artık mantığın sınırlarını genişletmek olduğunu Pascal’dan öğrenmedik mi ? Sanıyorum öğrenmedik ki, korkunç bir şekilde beynin sol küresinin ağırlığının fazla olduğu bir dünya yarattık kendimize. Adını da “modern dünya” koyduk. Önceliği tüm gerçeklerden alıp sanal’a verdik, teknolojiye verdik.  Bürokrasi giderek arttı fakat esas olanı, biriciliği kaybettik. ”NASIL?”sorusunu unutup bir tek “NE?” sorusunu sorar olduk yalnızca. Her şeyi kontrol etmenin verdiği paronayadan gücü de devletin eline verdik. Sol yarıya nasıl mı yenildik?

Kabul edelim ki beynin o mantıklı sol yarısı oldukça ikna edici. İkna ediciliği haklılığından, haklılığı da modeline uymayan her unsuru saf dışı edişinden geliyor. Kendini tutarlı ve haklı gösterecek ortamı yaratmakta elinden geleni yapıyor çünkü. Hakkını yememeli. Öte yandan kendini nasıl anlatacağını da biliyor sol yarı. Dile hakim. Aynı medyaya hakim olduğu gibi.  Aslında sağ yarı sesini duyurabilecek olsa da her şeyi anlamakla, ilişki kurmakla meşgulken kendini anlatmakta da atıl kalacaktı zaten belki.

Einstein’ın dediği gibi: “Beynin sezgisel gücü kutsal bir hazine, mantıksal gücü ise sadık bir köledir, topluma hizmet etmekte kullanılacak.”  Fakat biz n’aptık? Köleyi onurlandıran, hediyeyi unutan bir toplum yarattık.

Bütün bunlar sol yarım kürenin ihmal edilmesi gerektiği savunularak söylenmiyor elbette. Mantık, dil, iletişim ve etkileme becerisi önemli şeyler daha önce de belirttiğim gibi. Sağ beyin de bunlar olmadan anlayabildiği, gözlemleyerek edindiği bilgileri işler hale getiremiyor. Detayları da görmek gerekiyor: resimden çok uzaklaşırsanız göremezsiniz, resime çok yaklaşırsanız anlayamazsınız. Burnumuzun dibini görmekten vazgeçip biraz kafamızı kaldırıp bütüne bakmayı tekrar öğrenmemiz gerekiyor artık sanki. Sağ beynin becerilerini tekrar geliştirmemiz gerekiyor. Mümkünse sol lobun kudretini ve hayati önemini de azımsamadan, tabloyu göremeyecek kadar uzaklaşmadan…

* beynin iki lobu arasındaki bilgi iletişimini sağlayan sinir ağlarından oluşan yapıdır.