Bu ülkede kadın olmak zor zanaat!

Ayşe Özdağ, boşanmak istediği kocası tarafından, sokak ortasında defalarca bıçaklanalı henüz bir hafta bile olmadan, dün Özgecan Aslan‘ın ölüm haberi geldi. Hafta başına, 5 kadının öldürüldüğü bu ülkede, kadın olmak da, haklarını savunmak da, insan gibi yaşamak da gerçekten zor! Özgecan Aslan, bindiği minibüsteki üç kişi tarafından tecavüze uğrayıp öldürüldükten sonra cesedi yakılarak bir dere kenarına terk edilmiş halde bulundu. Kadına karşı duydukları nefret, korku ve sevgisizliği, tecavüz edip öldürerek dindirememiş olacaklar ki her şeyin sonunda, bir başlarına kaldıkları Özgecan’ın bedenini yakarak yok etmeye çalışmışlar.

ozgecan aslan kadin cinayetleri nolmus 2

Tekil bir örnek olmaktan çok uzak olan bu olay, hane içinden kamusal alana, toplumsal yaşamın her alanında, kadınların sürekli karşı karşıya kaldıkları bir tehdit. İktidar mekanizmalarının, söylemden pratiğe, gündelik yaşamın her anında yeniden ürettiği bu politikalar, şiddetin her haliyle kendini var etmeye devam ediyor. Psikolojik olarak başlayan tacizler, sözlü tacizlere, fiziksel şiddete, oradan da cinayete evriliyor.

ozgecan aslan kadin cinayetleri nolmus 1

Özgecan Aslan

Özgecan’ın bu sistem içerisinde ne ilk ne de son olmadığının farkındayız yine de:

Kadının otobüse bindiğinde yanındakinden, sokakta yürürken etrafındakilerden, eve gittiğinde kocasından/çocuklarından/kardeşlerinden korkmak zorunda kalmadığı, başına bir iş geldiğinde “Ama sen de böyle giyinmeseydin” tepkisiyle karşılaşıp bir de bununla baş etmeye çalışmadığı, daha da önemlisi yargıya başvurulduğunda, tahrik indiriminden yararlanılmasının önlendiği bir toplumsal düzen hayalini kuruyoruz.

Kadınlar bu ülkede neler yaşıyor diye hatırlayalım/hatırlatalım istedik…

İzmir’de 2009 yılında eşi Serap Himmetoğlu’nu boğazını keserek öldüren Adnan Himmetoğlu, eşinin kendisini tahrik ettiğini ve küfür ettiğini söyleyerek ağır tahrik indirimlerinden yararlandı.

Bursa’da 2009 yılında boşandıktan sonra tekrar birlikte yaşamaya başladığı Arzu Civil’i internette izlediği porno filmdeki kadına benzettiği için 22 yerinden bıçaklayarak öldüren Yavuz Özcan, tahrik indiriminden yararlanarak 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İzmir’de 2006 yılında eşi Alev Er’i öldürüp cesedini buzdolabından saklayan Şakir Er, eşinin piercing yaptırması ve çantasından doğum kontrol hapı çıkması gerekçeleriyle tahrik indiriminden yararlandı ve cezası 20 yıla indirildi.

Mardin‘de 2002 yılında, 13 yaşındayken 24 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç davası, “rızası var” gerekçesiyle sanıkların, 2013 yılında, en düşük cezaları almasıyla sonuçlandı.

Sakarya‘da 34 kişinin tecavüzüne uğrayan 14 yaşındaki Ö.C’nin davası, dava süresinin uzunluğu da göz önüne alınarak, sanıkların serbest bırakılmasıyla sonuçlandı.

Edirne‘de 14 yaşındaki sağır ve dilsiz kız çocuğuna tecavüz edenler serbest bırakıldıktan sonra, savcılık çocuğu “Psikolojik yardım alması iyi olur” diyerek annesine teslim etmişti. Bundan sonra devam eden tecavüzler sonunda hamile kalan çocuk, mahkemenin “kürtaj olabilir” hükmünün sonunda devlet korumasına alındı.

Tecavüze uğrayan kadınların kürtaj olmalarıyla ilgili tartışmalar sürerken, devletin çeşitli organlarından “Tecavüze uğrayan doğursun, devlet bakar.”, “Anası tecavüze uğruyorsa, neden çocuk ölsün, anası ölsün.” açıklamaları yapıldı.

Tabi ki dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin‘in; “Medya olayları abartıyor, kadına şiddet algıda seçicilik” diyerek görevini ne kadar iyi icra ettiğini (!) de unutmamak gerekir.

Son olarak N.Ç’nin Cemil Çiçek’e yazdığı mektubu sizlerle paylaşıyoruz. Bu mektup yüzünden kendisi hakkında soruşturma açılmıştı.

Sayın Bakan size bir öneride bulunacağım. Adım N.Ç, 13 yaşındayım, ben daha çocuğum. Küçük yaşta çekmediğim acı kalmadı. 12 yaşındaydım, babam ve dedem yaşındaki onlarca adam bana 7 ay boyunca tecavüz ettiler. Ben bunların hiçbirini hak etmiyorum. Gazetelerde her gün bir genç kızın hayatının tecavüzle karardığını okuyorum. Yeter artık! Biz çocuğuz, okumak istiyoruz. Oyun oynayacak çocuklarız. Ben artık hiçbir genç kızın hayatının kararmasını istemiyorum. O kötü acıyı ben çektim. Başka kimsenin çekmesini istemiyorum. Çocuklar bu ülkenin teminatıdır diyorsunuz, ama öyle değil, bir tek bana değil, tüm hayatı kararmış ve mağdur olmuş genç kızlara, bu kötülükleri yapan suçlulara, çok ama çok büyük bir ceza verilsin istiyorum. Bilin bakalım biz bu cezayı niye istiyoruz. Eğer bu büyük ceza bir suçluya verilirse, bir başka adam bu suçtan korkar ve o genç kızı kirletmez. Savaştan bugüne kadar onlarca kızın hayatı karardı. Kızların yaşı 10-11-12-13-14-15 hepsinin de yaşı bu. Ya sizin çocuklarınız yok mu? Öyle bir olay kızınızın da başına geldi diyelim, ne düşünür ve nasıl bir tepki gösterirsiniz. O tecavüz lafını duyunca ölmekten başka bir şey düşünmeyeceksiniz, her gün için için ağlayacaksınız.

Öyleyse bizi de bir çocuğunuz olarak kabul edin. Bizim sizden isteğimiz para pul değil. Bizim sadece isteğimiz bu tür suçları önlemek için yoğun çaba harcamanızı ve suçluları bir an önce cezalandırmanızı istiyoruz. Benim davamda suç işleyen bütün sanıklar suçlular şu anda serbest bırakıldılar. Elini kolunu sallaya sallaya geziyorlar.

Ya benim hayatım ne oldu biliyor musunuz? Bir düşünün bakalım. Şimdiye kadar bana hiç sahip çıkmadınız. Yazacaklarım bu kadar. Saygılarımla. N.Ç.’’

Başka N’olmuş: Türkiye’de şiddetten ölen kadınları gösteren dijital sayaç

h/t: Diken