Ankara’daki Barış Mitingi’nde yaşanan katliamda, son haberlere göre 97 kişi hayatını kaybetti. Yüzlerce yaralı, hala hastanelerde tedavi görmekte. Olay, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde meydana gelen en kanlı terör eylemi olma özelliğini taşıyor. Dolayısıyla “ulusal yas” ilanı da çok gecikmeden yapıldı.

Peki nedir bu ulusal yas?

Bir ulus devlet ritüeli… Bu topraklarda yaşanmış veya uluslararası boyutta etki yaratmış büyük bir acı, felaket veya ölümle ilgili yaşanan derin üzüntüyü “milletçe” paylaştığımızı gösteren bir ritüel. Yakın geçmişte ilan edilen ulusal yasları hatırlayalım: Soma Maden Faciası, Süleyman Demirel’in ölümü, Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz el Suud’un vefatı, Pakistan’da Taliban’ın Peşaver kentinde düzenlediği saldırı, 2011 yılında Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunami, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ölümü…

Ya ulusal yas ilan edilme gereği bile duyulmayan yaslar? Onlar kimin yası?

Suruç Katliamı, Reyhanlı Katliamı, 2011 Van Depremi, 1999 Marmara Depremi, 1955 6-7 Eylül olayları, 1977’nin kanlı 1 Mayıs’ı… Bu olayların ardından ulusal yas ilan edilmedi. Yani ulusun pek çok “hakiki” yası göz ardı edildi. Bunun yanında sahiplenmesi güç bazı olayların “yas sebebi” olarak görülmesi o çok insani “yas” duygusunu da değersizleştirmiyor mu?

econ schiele death and girl resim

Egon Schiele “Ölüm ve Kız”

“Ulusal yas”ta neler olur?

Türkiye’de “ulusal yas” prosedürü, Türk Bayrağı Kanunu ve bu kanuna bağlı tüzük tarafından belirleniyor. 2893 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu‘nun dördüncü maddesine göre Türk Bayrağı yas alameti olarak 10 Kasım‘larda yarıya çekiliyor. Madde, yas alameti olmak üzere bayrağın yarıya çekileceği diğer haller ve zamanların Başbakanlıkça ilan edildiğini söylüyor.

Resmin tamamına baktığımızda “ulusal yas” pratik anlamda bayrakların yarıya çekildiği ve kutlamaların iptal edildiği bir gün. Bu haliyle kavram, sembolik bir boyuttan öteye gidemiyor. Sizce de halk şimdiki gibi zor günlerden geçereken, ona “acısının paylaşıldığını” gerçekten hissettiren bir şeylere ihtiyaç duymuyor mu? Adını adalet koyun, utanma koyun, özür koyun, istifa koyun… Samimiyetle yapılmış başka bir şeyler…

Başka N’olmuş: 35. yılında “12 Eylül” darbesinin karanlık bilançosu